Mehmet Ocaktan: İmralı'yla bir süreç yürütüyorsanız, Öcalan'ın ve Kandil'in taleplerini de dikkate alacaksınız demektir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu süreç görünürde bir ‘pazarlık’ süreci değil elbette ama PKK’nın kendini feshedip, silahları bırakmasından ibaret de değil. Eğer İmralı ile birlikte bir süreç yürütüyorsanız, doğal olarak Öcalan’ın ve Kandil’in taleplerini de dikkate alacaksınız demektir.

Her ne kadar iktidar, meselenin taleplerle ilgili bölümünü dillendirmeye pek niyetli olmasa da gerek İmralı’nın gerekse Kandil’in talepleri son derece açık: Demokratik siyasetin önünü açacak ve Öcalan’ın durumunu iyileştirecek yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması…

Ayrıca Öcalan’a adada serbestlik sağlayacak formüller aranırken, sadece siyaseti savunan ve Kürt halkının gönlünde önemli bir yeri olan Selahattin Demirtaş’ın, AİHM’nin ‘hak ihlali’ kararına rağmen 9 yıldır cezaevinde tutulmasını hakkaniyetle izah etmek mümkün değil.

İşin özeti silahın ortadan kalkmasıyla birlikte, bazı demokratik adımların atılması ve yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Ama sürecin en dar koridoru da burası, zira iktidarın bazı endişeleri var.

Özellikle atılacak yasal adımların nasıl toplumsal ve siyasal sonuçlar üreteceği konusunda önünü göremiyor. Bu yüzden de meseleyi zamana yayarak, muhtemel sonuçları görmeye çalışıyor.

Ama şu bir gerçek ki bu ‘terörsüz Türkiye’ girişiminden artık geriye dönüş yok. Ve giderek iktidarın seçenekleri azalıyor, dolayısıyla elini taşın altına koymadan, gizli-saklı adımlar atıyormuş gibi yaparak sürecin başarıya ulaşması asla mümkün değil.

Mehmet Ocaktan’ın yazısı