Bir tarafın söylediği, diğer tarafta tiksinti uyandırıyor. Artık birbirimize öfkelenemiyor, birbirimizden nefret bile edemiyoruz — yalnızca uzaklaşıyoruz. Tiksintinin en belirgin özelliği, tiksinilenden uzak durmaktır. Bu, görünüşte ilişkisizlik gibi görünür; ama aslında ağır, negatif bir ilişki biçimidir: kaçınma ilişkisi.
Bu nedenle “gelin birlik olalım” çağrıları karşılık bulmuyor. Çünkü yakınlaşmanın yolu, paradoksal biçimde, önce yeniden nefret etmeyi öğrenmekten geçiyor. Nefret ve öfke negatif duygulardır; ancak ilişkiyi mümkün kılarlar.
Nefrette kaçınma yoktur; tam tersine ötekinin ne söylediğine kulak verme ne yaptığına dikkat kesilme vardır. Nefret, dönüştürülebilir bir duygudur. Tiksintide böyle bir potansiyel yoktur. Yani nefret, her ne kadar olumsuz görünse de geldiğimiz noktada bir tür ilerlemedir.