Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetleri sunabilme, hastane ve özel sağlık kuruluşları açabilme yetkisi veren lisansları ihaleye çıkararak açık artırmayla satacak. Türk Tabipleri Birliği Özel Hekimlik Kolu Başkanı Dr. Güray Kılıç düzenlemenin büyük sermayeli, ‘sağlık tekelleri’nin işine yarayacağını söyledi.

Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ‘Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği’yle ilgili basına açıklama yollayan bakanlık, böylece özel sağlık tesisi açılmasına yönelik lisans süreçlerinin bölgesel ihtiyaçlar ve şehrin mevcut alt yapısı analiz edilerek belirleneceğini söyledi:
“Bu sayede özellikle Anadolu’da ihtiyaç duyulan illerde yatırım teşvik edilerek sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması sağlanacak. Düzenlemeyle özel sağlık tesislerinin yatırımlarında bölge bazlı atıl kapasitenin de önüne geçilecek.”
Halen Türkiye’de 565 özel hastane var. Bunun Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri içindeki oranı yüzde 35. Özel hastanelerdeki toplam yatak sayısıysa 55 bin 67. Yani ülkedeki toplam hasta yataklarının yüzde 20.3 özel sektörde. Ayrıca 562 özel merkez, 283 özel poliklinik, 10 bin 602 hemodiyaliz merkezi bulunuyor.
Yönetmeliğe göre bakanlık her yıl belirli sayıda sağlık hizmeti lisansı oluşturacak. Bunları da ihaleye çıkaracak. En yüksek ücreti verene satacak. Satın alan lisansı başkasına devredemeyecek, satamayacak. Kullanmayacaksa bakanlık geri alacak, yeniden satışa çıkaracak.
Lisans, özel sağlık kuruluşu açma ve işletme hakkı vermiyor. Lisans sahibinin lisans alınan alanlarla ilgili ruhsat ve faaliyet izni de alması gerekiyor.
Bakanlık her yıl yayımlayacağı planlama ilan metniyle kaç adet lisans verileceğini ve lisansların geçerlilik süresini duyuracak.
‘Sağlığın inanılmaz derecede ticarileşmesi’
Türk Tabipleri Birliği Özel Hekimlik Kolu Başkanı Dr. Güray Kılıç, şunları söyledi:
“Yapılan şey tam anlamıyla ‘satış’. Sağlığın inanılmaz derecede ticarileşmesi. Hatta ticarileşmenin dibi! Asla kabul edilebilir değil.
Böyle bir ihtiyaç varsa, sağlık tesisi açmak isteyenin koşulları uygunsa lisans verilebilir. İkincisinin açılmasına izin vermeyebilir. Ama lisanslar ihaleyle satılmaz.
Sağlık tekelleri dışındakilerin bunları almaya gücü yetmez. Tekellerin işine yarayacak. Parayı veren düdüğü çalacak. Pratikçe sermayenin işine yarayacak, gücüne güç katılacak.
İki hekimin paralarını birleştirip ya da küçük hastanelerin ihaleye girme ihtimali var mı? Küçük hastaneler zaten kapanıyor. Zincir olmayanların hiç şansı yok.”
‘Tencerenin dibini sıyırıyorlar’
AKP milletvekillerinin imzasıyla TBMM’ye sunulan Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, komisyondan geçirilerek Genel Kurul gündemine getirildi.
‘Torba’ usulüyle hazırlanan teklifte, yeni vergi yükümlülüklerinin yanı sıra, Harçlar Kanunu’nda değişiklik yapılarak hekimlerden, diş hekimlerinden ve veteriner hekimlerden muayenehane, poliklinik ve tıp merkezi açılışlarında bir defalığına alınan harç bedellerinin artık her yıl alınması öngörülüyor.
Kılıç, gerek bu hazırlığın gerekse söz konusu yeni yönetmeliğin ülkenin maliyesinin durumunu işaret ettiğini düşünüyor:
“Demek ki kamu bütçesi iyice boşalmış. Artık tencerenin dibini sıyırıyorlar.
Diğer yandan serbest çalışan hekimin özel sağlık alanında hiçbir sözünün olmayacağı yeni bir evreye girdik. Bu sağlıkta dönüşümün yeni bir aşaması.”
Ya ihaleler iptal olursa?
Adını vermek istemeyen bir özel hastane sahibiyse bu yeni modelin sisteme yakın olanları büyüteceğini söyledi:
“Lisansa ihtiyacı olanın parası yoksa alamıyor. Doğal olarak para da kazanamıyor. İhtiyacı olmayanın parası varsa alabiliyor. Para da kazanabiliyor.”
Yönetmeliğe göre yapılan ihalenin iptal edilmesi mümkün. Yatırımcı bundan endişe duyuyor:
“Örneğin 10 milyon dolarlık radyoterapi yatırımı yapıp lisans için ihaleye girdiğimde, rakibim itiraz edebilir ve ihale iptal olabilir. Üstelik Türkiye’de ihale çok iptal olur. Bu kadar yatırım ne olur?
Yurt dışından memleketime sağlık turisti getireceğim. Bunun için de ihalesine girip satın almam gerekecek. Böyle bir dünya yok yani. Maden ocağı işletmesi almıyorum ki. Rekabet gücümüz çok düşer. Hasta bize gelmez, Hindistan’a gider.”
İş insanı, yönetmelikle ilgili yapılan bazı düzenlemelerin (herkesin özel hastanecilik yapamaması gibi) doğru olduğunu kabul ediyor. Ancak ruhsatların el değiştirmesinin yolunun ihale olmadığını söyledi ve şu öneride bulundu:
“Kullanılmayan ruhsatların el değiştirmesi dernekler aracılığıyla yapılabilir. Bir başka yol, herkesin elindekileri bakanlığa getirmesi. Birbirimize verelim, bakanlık bundan yüzde 20 stopaj kazansın.
Yönetmelikle bakanlık bize ‘Elinizdeki kadroları kullanmıyorsanız sizden alıp, satacağım’ diyor.”