Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yabancı bir gazeteci İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunu hatırlatınca “Yargı gereğini yapıyor” dedi.

Erdoğan’ın Almanya Başbakanı Friedrich Merz’le düzenlediği ortak basın toplantısında yabancı bir gazeteci şöyle sordu: “Sayın cumhurbaşkanı Türkiye, AB’den ne istiyor, ne veriyor? Sayın şansölyeye de şunu sormak istiyorum; Türkiye’nin Kopenhag kriterlerinin yerine getirmesi gerektiğini söylediniz. Bir hukuk devleti sorunu var, İBB başkanının tutuklanması gibi örnekler. Gazze’de soykırımdan bahsedildi ne düşünüyorsunuz?”
Bunun üzerine Erdoğan gazetecinin sözünü kesip “Soru kime, bana mı sayın şansölyeye mi?” diye sordu. Gazeteci “İlk soru size, ikincisi şansölyeye. Belki ikinizde yanıtlayabilirsiniz” dedi.
‘Kopenhag kriterleriyle yaklaşılırsa bizim de Ankara kriterlerimiz var’
Erdoğan şu yanıtı verdi:
“Öncelikle Türkiye’deki yaklaşımlar konusunda rahatız, huzurluyuz. Kopenhag kriterleri bizim için olumsuzluk bir yaklaşım süreci değil.
Eğer Kopenhag kriterleriyle Türkiye’ye yaklaşılıyorsa bizim de bunun karşısında Ankara kriterlerimiz vardır. Bununla Türkiye ve dünyaya açılırız. Türkiye sıradan bir Asya ve Avrupa ülkesi değil. Türkiye her noktada bu süreci en iyi işleten bir demokrasi ülkesidir ve bu konuyla ilgili de herhangi bir sıkıntısı yoktur.
İBB’yle ilgili bir sorunuz vardı. Herhalde hangi makamda olursa olsun bir hukuk devletinde hukuku ayaklarına alamazsınız. Yargı devletinde yargı makamları ne gerekiyorsa onu yapmak zorundadır. Yapmazlarsa yolsuzluk, hırsızlık alır başını gider. İstanbul’daki süreç böyle işlemiştir. Şu anda bu süreci yargı kendisine tereddüb ettiği şekilde işletmekte, gereğini yapmaktadır.”
Konuyu bahis soruşturmasına getirdi
Cumhurbaşkanı daha sonra konuyu hakemlerle ilgili başlatılan bahis soruşturmasına getirdi:
“Örneğin son süreçte bir hakemler olayı çıkmıştı, bütün bunlar olurken eli kolu bağlı devlet bunu takip edemez, ne gerekiyorsa bunu yapması lazım. Tribünlerdekiler bu gelişmeleri görünce mutlu olmakta; ‘Neler oluyor, neler’ demeye başlamıştır.”
Merz: Türkiye’de verilen kararlar Kopenhag koşullarını yerine getirmiyor
Sözü daha sonra Merz aldı ve şöyle konuştu:
“Türkiye’de verilen kararlar Kopenhag koşullarını yerine getirmiyor. Hukuk devleti, demokrasi konusunda Avrupa’da anladığımız şekilde… Diyaloğun sürdürülmesi gerekecek.
Türkiye’nin önemli bir rol oynamasını istiyoruz. Böyle bir perspektif için komisyonun da raporları gerekiyor, bu sadece Almanya’nın değerlendirmesi değil tüm AB’nin değerlendirmesi. Bu diyaloğu sürdüreceğiz.
Ayrıntılı bir şekilde görüştük, endişelerimi ifade ettim. Örneğin yargının bağımsızlığıyla bizim anlayışımızla bağdaşmayan konular olduğunu söyledim.”
‘İsrail savunma hakkını kullandı’
Merz’e daha sonra Gazze’deki duruma dikkat çekilerek Almanya’nın İsrail’e desteğiyle ilgili soru soruldu. Almanya başbakanı şöyle yanıtladı:
“Almanya, İsrail’in kurulduğu günden beri bu ülkenin yanındadır. Milyonlarca Yahudi için sığınabilecekleri bir ülke haline geldi. Holokost’u yaşamış olan birçok insan İsrail’e göç etti. Almanya her zaman İsrail’in yanında duracaktır.
Bu elbette İsrail hükümetinin her kararına saygı duyduğumuz ya da arkasında durduğumuz, eleştirmeden kabul ettiğimiz anlamına gelmez. Önceki hükümetlerimizde eleştiriler oldu. Benim hükümetim 7 Ekim’den beri İsrail devletinin yanındaydı, Yahudi halkının yanındaydı.
İsrail kendini savunma hakkını kullandı ve tek bir kararla gereksiz kurbanların önü kesilebilirdi. Hamas rehineleri daha erken bırakabilirdi ve silahları bırakabilirdi; o zaman bu savaş hemen sona ererdi. Gazze’deki çocuklar, onların beni gerçekten çok üzen kaderleri Hamas’ın birer rehinesiydi. Umuyorum ki bu artık sona erer.”
Erdoğan: Merz’e katılmıyorum; İsrail soykırım gayreti içinde
Ardından söz alan Erdoğan, Merz’e bu konuda katılmadığını söyledi:
“Sayın şansölyenin bir konusuna maalesef katılamıyorum Bu süreç içinde ne yazık ki 60 bini aşkın çocuk, kadın, yaşlı öldürüldü. Hamas’ın elinde bombalar, nükleer silah yok. Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut. İsrail bu silahları kullanarak örneğin dün akşam yine bu bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur.
Bunları Almanya olarak sizler görmüyor, takip etmiyor musunuz? Bunlar Gazze’yi vurmak suretiyle, bırakın vurmayı orayı açlıkla, soykırımla terbiye etmenin hep gayreti içerisinde olmuştur. Hâlâ bu devam etmektedir.
Tehdit vardır, Gazze’ye yiyecek gönderilmesi noktasında Kızılay’ımız oraya gıda yardımı yapamamaktadır. Böyle bir durumla da karşı karşıyalar. Kızıl Haç devamlı tehdit altındadır. Bu da var.
Biz şu ana kadar yüz bin tonun üzerinde oraya gıda yardımı ulaştırmaya çalıştık. Ama yeterli değil, yardımların devamı şart.
Bu konuyla ilgili olarak Almanya’nın Kızıl Haç’ı, bizim de Kızılay’ımızı devreye sokmak suretiyle soykırımı, açlıkla terbiye edilme olayını sona erdirmemiz lazım. Bu bizim insanî görevimizdir.
Ben inanıyorum ki Almanya, Türkiye ve bölge ülkeleri bu konuda üzerimize düşeni yapmak suretiyle buradaki katliama son vermemiz gerekecektir. “
Hamas’la ilgili atılması gereken adımları hep attık. Gerek dışişleri bakanım, gerek savunma bakanım, gerek istihbarat sürekli çalışıyoruz.
El ele vermeye hazırız ve şu anda bu konuda ilgili bakanlarım talimatları almışlardır, muhataplarıyla çalışmaya devam ediyorlar ve edecekler.”