Burak Tayiz: En büyük çevre krizi iklim değil, si­yasetsizleşme krizidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Gerçek sürdürülebilirlik, bireyin iyi niye­tine değil; ekonomik gücün yeniden dağıtıl­masına dayanır. Ama bu kelimeler –iktidar, yeniden dağıtım, sistem– ESD (Sürdürüle­bilir Kalkınma için Eğitim) sözlüğünde yok. Çünkü ‘davranış değişikliği’ modeline sığ­maz.

Davranışı değiştirirsin, düşünceyi de­ğil. Alışkanlığın yönünü çevirirsin, sistemin yönünü değil. Ve sistem tam da bunu ister: Sen tüketici olarak kal, ama ‘sorumlu’ ol. Düzeni ayakta tut, ama ‘doğayı koru.’ Hem pipetini değiştir hem de vicdanını rahatlat.

İşte sürdürülebilirliğin yeni putu bu: So­rumlu tüketici. Sorumlu ama etkisiz. Çün­kü en büyük çevre krizi, iklim değil; si­yasetsizleşme krizidir.

Vatandaşı müş­teriye, politikayı tercihe, kolektif eylemi kişisel sorumluluğa dönüştüren bir çağda­yız.

O yüzden çocuklara artık ‘daha az tü­ketmeyi’ değil, ‘daha fazla sorgulamayı’ öğretmenin zamanı geldi. Ne yediğini, ne giydiğini, ne harcadığını değil; kimin kazandı­ğını, kimin kaybettiğini sormalarının zamanı.

Burak Tayiz’in yazısı