Barış Pehlivan: AKP döneminde 'terörist' ve 'casus' suçlamaları kullanışlı bir çilingir oldu

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.


Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasından bahsediyorum. Tüm bu soruşturmanın temelini oluşturan üç soruya dosya üzerinden yanıt arayacağım.

‘OSINT’ kelimesi Hüseyin Gün’ün, Ekrem İmamoğlu’nun ve Necati Özkan’ın ifadelerinde, savcılığın tutuklama talebinde ve nihayetinde hâkimliğin tutuklama kararında yaklaşık 50 kez geçiyor. Kelime en genel anlamıyla, kamuya açık bilgileri toplama ve analiz etme sürecine deniyor. 

Savcılık özetle şu iddiada bulunuyor: Necati Özkan, bazı İBB çalışanlarının mail adreslerini ve şifrelerini internete aktardı. 

Özkan’ın İBB çalışanlarının mail adreslerini ve şifrelerini internete aktardığı ‘savcılık kabulünü’ kanıtlayan bir olgu/kanıt şu an dosyada görünmüyor.

Bu suçun oluşması için ilgili bilgilerin hem gizli hem de ‘devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararlarına’ dair olması gerekiyor.

Peki, bu soruşturmada bu kıstaslar var mı? Şu an için bilmiyoruz. Soruşturmaya gerekçe gösterilen İBB verileri gizli mi ya da niteliği devletin yararlarını ilgilendiriyor mu, bunu resmi olarak yanıtlayan MİT, Emniyet ya da jandarmanın bir raporuna ifadelerde atıf yok.

İktidarının 23’üncü yılını geride bırakan AKP döneminde ‘terörist’ ve ‘casus’ suçlamaları maalesef kullanışlı bir çilingir oldu.

Barış Pehlivan’ın yazısı