Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Yeni kanun teklifinin getirdiği düzenlemeler ile kazaların azalacağı, radara yakalanma oranlarında yüzde 75 civarı düşüş olacağı savunulmasına karşın, 2026 bütçe kanun teklifinde 93,2 milyar TL gelir “hedeflenmesi”, bir tutarsızlığı belgeliyor. Radara yakalanma oranlarında düşüş gerçekleşecek olsa, mantık açısından bu kadar yüksek bir para cezasının hedeflenmiyor olması gerekirdi.
Öte yandan 2026’da 93,2 milyar TL para cezası hedefleyen iktidar, 2027 için 120,3 ve 2028 içinse 141,5 milyon TL para cezası toplanacağını tahmin ediyor. Bu da radar cezasıyla ilgili işlemlerine azalacağı öngörüsüyle çelişkili bir hedef.
Çünkü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeyi bekleyen söz konusu kanun teklifi için daha önce İçişleri Bakanlığı özel bir sunum yapmıştı.
Sunumda, geçen sene radar-hız kaynakları cezai işlem sayısının 13 milyon 632 bin 424 olduğu, eğer bu yasa geçerse, cezai işlem sayısının dörtte bir oranında düşeceği belirtilmişti. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından AKP milletvekillerine yapılan sunumda, bazı partililerin de şehir içi hız sınırına yönelik olarak vatandaşların tepkilerini aktardığı haberlere yansımıştı.
Yeni kanun teklifinin getirdiği hız sınırına ilişkin madde, ceza aralıklarını “yerleşim yeri içi-yerleşim yeri dışı” ayrımına bağlı olarak belirlenmesini öngörüyor.
Trafikte sağlıklı bir denetimin yanı sıra, trafik suçlarına karşı adaletli bir sistemin olmayışı, yaptırımların etkisizliği ölümlü trafik kazasına karışanlara büyük bir konfor (!) sunuyor. Son iki yıl boyunca meydana gelen birçok kaza bu olguyu destekliyor.