Enkaz altındaki hastaya tedavi rehberi hazırlayan Prof. Dr. Sever'e onur ödülü

Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri’nin Tıp Onur Ödülü’ne afet tıbbına önemli katkılar yapan nefrololoji uzmanı Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever layık görüldü. Sever depremlerde enkaz altındaki yaralılar için en ölümcül durum ezilme sendromuyla ilgili çalışmalarıyla dünyada da tanınıyor.

Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever (ortada).

Eczacıbaşı Topluluğu’nun tıp ve eczacılık bilimlerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla başlattığı Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri’nin 66’ncı yılında, Tıp Onur, Tıp Bilim, Tıp Teşvik, Bilimsel Araştırma Destek, Hedeflendirilmiş Tedaviler Konulu Bilimsel Araştırma Destek ile Tıp Öğrencileri Proje ödülleri sahiplerini buldu.

2002’den bu yana Türk ve dünya tıbbına büyük katkılarda bulunan bilim insanlarına verilen ödülün sahibi Sever’in hazırladığı ‘Böbrek Afetleri Rehberi’, 2012’de İngilizce yayınlandı ve başka dillere de çevrildi. Rehberin kısaltılmış saha versiyonuysa Sınır Tanımayan Doktorlar tarafından afet sahası rehberi olarak kullanılıyor.

Yaralıların daha enkaz altındayken, ezilmeye bağlı gelişen ve ölüme yol açan ezilme sendromunun nasıl tedavi edileceğini adım adım anlatan rehber sayesinde şimdiye kadar binlerce hayat kurtarıldı.

Bir depremde enkaz altında kalan felaketzedelerin yüzde 80’i dakikalar içerisinde ölür, yüzde 10’u yara almadan kurtulur, yüzde 10’unda da ezilen, hasara uğrayan kaslardan salınan bazı maddeler ve kaslarda biriken fazla miktarda sıvı, böbreklerin susuz kalmasına ve yetersizliğine yol açar.

Ezilme sendromunda böbrek yetersizliğinin yanı sıra, tansiyon düşüklüğü, kalp ve solunum yetersizlikleri de gelişebiliyor. Ama en ölümcül olanı böbrek yetersizliği. Bu nedenle enkaz altındaki yaralı için öncelik çıkarılması değil, oradayken serum tedavisine başlanması.

1999 depremiyle başladı

Sever böbrek hastalıkları, özellikle de kadavradan nakillerle ilgiliyken 1999’daki büyük Marmara depremiyle afet tıbbına yöneldi.

Depremden hemen sonra Belçika’dan Dünya Nefroloji Derneği adına arayan bir uzman Sever’den derneğinin Böbrek Afetleri Komisyonu’nun lokal temsilcisi ve böbrek yardım koordinatörü olmasını istedi.

Arayan meslektaşı “Çok sayıda ezilme sendromlu hasta çıkacağını öngörüyoruz, Türkiye’nin tek başına bununla başa çıkması zor olacak. Her gün afet sahasına gideceksin, göndereceğimiz malzemeleri, tedavi rehberleri hazırlayacaksın. En önemlisi belki bir veri tabanı hazırlayacaksın” demişti.

Marmara depremi dünyada şu ana kadar kaydedilmiş en büyük ‘renal (böbrek) felaket’ti. 42 parametre uzun uzun analiz edildi. O analizler sonucu da ezber bozan, hiç akla gelmeyecek bazı bulgular elde edildi. Buradaki deneyimlerle bir veritabanı oluşturuldu ve makaleler yazıldı.

2003’teki Bingöl depreminde enkazdan çıkarılan 16 yaralının hepsi, ezilme sendromuna karşı tedavilerine enkaz altındayken başlandığı için hayatta kaldı. Bu tıp dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Büyük depremlere gitti

Sever sadece Türkiyedeki depremlerde değil, Sınır Tanımayan Doktorlarla birlikte farklı yerlerdeki büyük yıkımlara yol açan depremlere de koştu. İran, Parkistan, Haiti depremleri gibi.

Kendi deyimiyle, afet tıbbının laboratuvarı afet sahalarında edilen deneyimlerdi. Hazırladığı rehberler dünyanın her yerinde kullanılıyor. En son Maraş depreminde de yine müdahale bu rehberler ışığında yapıldı.

Pek çok farklı kurum ve kuruluştan başka önemli ödüller de alan Sever törendeki konuşmasında şunları dedi:

“Şu anda bu kürsüde konuşabiliyorsam Türkiye Cumhuriyeti ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk sayesindedir. Ona borçluyum.

Ben hayatım boyunca hekim, akademisyen, tıp öğretmeni olarak bu borcu ödemek peşinde koştum.

Türk nefroloji camiasına çok teşekkür borçluyum. Bütün bu aktivitelerim sırasında beni desteklediler, arkamda durdular. O nedenle bu ödülünü onların adına da kabul ettim.”

Sever bu çalışmaları nedeniyle yurt içi ve dışındaki çok sayıda kurum tarafından ödüllendirildi. En son geçtiğimiz yıl Avrupa Böbrek Birliği Üstün Hizmet Ödülü verdi.

Tıp ödülü mühendise gitti

Tıp Bilim Ödülü ise mikro ve nano ölçekte sıvı akışlarını kullanarak geliştirdiği çip üstü kavitasyon teknolojisiyle, kanser, prostat ve böbrek taşı gibi hastalıkların erken teşhisinde ve tedavisinde kullanılabilecek yeni nesil biyomedikal cihazların önünü açan makine mühendisi Prof. Dr. Ali Koşar’a verildi. Koşar çalışmalarını Sabancı Üniversitesi’nde sürdürüyor.

Prof. Dr. Ali Koşar (ortada)

Sağlık bilimlerinde erken tanı ve kişiye özel tedavi alanlarında geliştirdiği yenilikçi biyoteknolojik çözümlerle dikkat çeken Doç. Dr. Fatih İnci ile inme ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklarda beyin mikrodolaşımındaki bozuklukların rolünü ortaya koyan öncü çalışmalar gerçekleştiren Doç.Dr. Şefik Evren Erdener de Tıp Teşvik Ödülü’nün sahipleri oldular.

Bilimsel Araştırma Destek Ödülü ise yemek borusunda daralma yaşayan hastalar için kişiye özel, hücre ve nanoparçacık içeren üç boyutlu implant plakalarının tasarlanmasını hedefleyen araştırmasıyla Prof. Dr. Seda Kızılel’e verildi.

Bu ödül dönemine özel belirlenen ‘hedeflendirilmiş tedaviler’ konulu Bilimsel Araştırma Destek Ödülü’nün sahibi ise, ALS hastalığının hücresel düzeydeki nedenlerini aydınlatmak ve etkili tedavi yolları geliştirmek amacıyla önemli çalışmalar yürüten Doç. Dr. Umut Şahin oldu.

Zihinsel yük altında beynin ve otonom sinir sisteminin nasıl tepki verdiğini anlamaya yönelik yenilikçi araştırmasıyla, psikoterapi ve eğitim gibi alanlarda kişiye özel yaklaşımların tasarlanmasına katkı sağlayabilecek nitelikte bulgular ortaya koyan İsmail Emir Yassı da, Tıp Öğrencileri Proje Ödülü’nü kazandı.

Törende konuşan Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, aklın ve bilimin yolundan ayrılmamanın, toplumların sağlığı ve güvenliği için her zamankinden daha kritik olduğu bir çağda yaşadığımızı söyledi:

“Amacımız tıp ve eczacılık bilimlerinin gelişimine katkıda bulunmak, değerli çalışmaların toplum tarafından duyulmasını sağlamak, genç bilim insanlarını cesaretlendirmek ve ülkemizin bilimsel üretim kapasitesini daha ileriye taşımak.”

Nobel Tıp Ödülü sahiplerini buldu