MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Erken yaşlarda düşük eğitim, Alzheimer riskini artıran önemli faktörler arasında.
Düşük eğitim bilişsel rezervin düşük olmasına, bu da yaşlılıkta demansa zemin hazırlıyor.

Dünya Alzheimer Ayı vesileyle görüştüğümüz Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç’le ‘kader’ gibi görülen hastalıkla ilgili risk faktörlerini konuştuk.
Lancet Komisyonu’nun 2020’de yayınladığı raporda Alzheimer riskini artıran 12 etken sıralanmıştı. Bunlar erken yaşamda düşük eğitim düzeyi, işitme kaybı, hipertansiyon, sigara içme, obezite, depresyon, fiziksel aktivite eksikliği, diyabet, aşırı alkol kullanımı, travmatik beyin hasarı, hava kirliliği ve sosyal izolasyondu.
Geçen yıl yayınlanan yeni rapora iki madde daha eklendi: Orta yaşta yüksek LDL kolesterolle yaşlılıkta tedavi edilmemiş görme kaybı.
Risk ‘bir şeyler yaparak’ düşüyor
Gözümüz, kulağımız bu hastalığı önleyecek ya da tedavi edecek ilaçlarda. Son yıllarda tedavide bazı gelişmeler (henüz Türkiye’ye ulaşmasa da) var. Şu aşamada yukarıdaki etkenlerin iyi yönetilmesiyle dahi riski yüzde 45 azaltmak mümkün.
Riski bu kadar düşürebilmenin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgiç, şöyle konuştu:
“Hep ‘bir şey alayım da riskimi düşüreyim’ diye düşünülüyor. Risk ‘bir şey alarak’ düşmüyor. ‘Bir şey yaparak’ düşüyor. İşitme kaybınız varsa kontrol altında olacak. Kolesterolünüzü düşüreceksiniz. Kilo vereceksiniz. Sigarayı bırakacaksınız. Alkolü kararında içeceksiniz. Görme sorununuz varsa düzelteceksiniz vs…”
Bazı etkenlerde bireysel seçimler etkili. Ancak bazı önlemleri kamu almalı. Çocukların ve gençlerin nitelikli bir eğitim almasının sağlanması ya da hava kirliliğini önleyecek yeterli önlemlerin alınması gibi.
Bugünden Alzheimer ‘ekiyoruz’
Eğitim Reformu Girişimi’ne göre Türkiye’de, özellikle kırılgan gruplar için eğitim hakkı ciddi tehditte. 855 bin 174 çocuk eğitim dışında. Örgün eğitim dışındaki çocuk sayısıysa 1,5 milyonu geçiyor.
Bu veri gelecek için kaygılanmamız gerektiğini de işaret ediyor. Bilgiç, “Eğitimin süresini ne kadar kısaltırsanız, yaşlılıkta o kadar Alzheimer riski artacak bir nüfus yetiştiriyorsunuz demektir” dedi.
Bilgiç eğitimle, entelektüel hayatla beyinde kümülatif rezerv oluşturulduğunu da söyledi:
“Bu sinapsların (sinir hücrelerinin diğer sinir hücreleri ya da nöron olmayan hücrelere mesaj iletmesini sağlayan bağlantılar) güçlenmesiyle olur. Eğitim (ve spor) sinapsları güçlendiriyor.
Erken yaşta çocukları eğitimden koparmamak lazım. Üniversite eğitimi yarıyor mu yaramıyor mu diye sorgulanıyor. En azından Alzheimerden koruduğunu söyleyebilirim.”
Orta yaşta beyninizi zorlayacak şeyler yapın
Uzun eğitim hayatına rağmen Alzheimer olanlar var. Bilgiç, yüksek rezervli insanlarda da hastalığın başlayabileceğini söyledi ve ekledi:
“Bunların muhtemelen başka riskleri de var. Risk faktörleriniz fazlaysa bu koruma seti de çöküyor.
Yaşlılığa yüksek kümülatif rezervle girmek Alzheimer hastalığından beyni bir yere kadar koruyor.
Çok daha erken yaşta çıkacak hastalık, kümülatif rezervleri yüksek olduğu için aslında daha geç çıkıyor. Kaldı ki rezerv Alzheimer olmasını da engelleyebiliyor.”
Bilgiç orta yaşta da beyin rezervine yatırım yapılması gerektiğini hatırlatıyor. Örneğin bir dil öğrenmeye çalışabilirsiniz:
“Zorlayan bir şey yapmak koruyucu. Zaten enstrüman çalıyorsanız, bir enstrüman daha çalmaya çalışmak koruyucu olmayabilir. Mesela bana dil öğrenmek çok zor gelir. Dil öğrenmeye çalışıyorum. Korktuğunuz, ‘yapamam’ dediğiniz şeyi yapmalısınız.”
Yaşam tarzınız kaderinizi ‘çiziyor’
Bilgiç Finlandiya’da gerçekleştirilen FINGER (Finnish Geriatric Intervention Study to Prevent Cognitive Impairment and Disability) çalışmasının, yaşam tarzı müdahalelerinin yaşlı bireylerde bilişsel gerilemeyi önlemede etkili olabileceğini gösterdiğini hatırlattı: “Yaşam tarzı değişiklikleri riskleri düşürüyor.”
FINGER’de 60-77 yaş arasında, demans riski yüksek ancak belirgin hafıza sorunu olmayanlara beslenme, fiziksel aktivite, bilişsel eğitim, sosyal etkileşim ve kardiyovasküler risk faktörlerinin yönetimi alanlarında rehberlik edildi.
Kontrol grubuna sadece genel sağlık tavsiyeleri verildi. İlk grubun bilişsel fonksiyonları kontrol grubuna göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla iyileşti. Bu iyileşme, yürütücü işlevler, işlem hızı ve karmaşık hafıza gibi bilişsel alt alanlarda belirgindi. Benzer çalışma ABD’de de yapıldı ve bu yıl yayınlandı. Son çalışma egzersiz, doğru beslenme, sosyalliğin vs. riski düşürdüğünü bir kez daha ortaya koydu.
ABD’de 1948’de başlayan Framingham Kalp Çalışması, ‘kalp sağlığı = beyin sağlığı’ denklemini ortaya koyuyor. Kardiyovasküler risk faktörlerinin (hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, obezite, sigara) sadece kalp ve damarları değil, beyin yapısı ve işlevini de etkilediğini biliniyor.
2010’ların ortasında Framingham kasabasında demans oranlarına bakıldığında yüzde 40’ların üzerinde düşüş saptandı.
Bilgiç, “Yaptıkları araştırmada bu düşüşte iki faktörün etkili olduğunu saptadılar. Kasabanın eğitim düzeyi artmıştı, daha fazla okuyorlardı. İkinci faktör de kalp sağlığıyla ilgili alınan tedbirlerdi” dedi.
Lancet’nin listesine girmeyen ancak bazı araştırmalarla etkisi ortaya konulan başka faktörler var. Ultra işlenmiş gıdalar, gürültü de Alzheimer riskini artırıyor…