
C. HAKKI ZARİÇ
Sabaha karşı, geniş güvenlik önlemleriyle evi basılmadı; Bizim Köy kitabı yayımlandıktan sonra, görülen lüzum üzerine köy öğretmeni Mahmut Makal, Aksaray Kaymakamlığı’na davet edildi. 27 Mart 1950’de kaymakamlığa giden Makal, hemen savcılığa sevk edildi ve 29 Mart 1950’de tutuklandı.
Makal’ın Çardaklı köyündeki evi arandı. Okumayı ve yazmayı seven genç bir öğretmenin evinden çıkan kitap ve defterlere kolluk kuvvetleri el koydu. Bununla yetindiler mi? Emin olmak için babasının evini de aradılar.

Bunun biraz daha öncesi var elbette. Bizim Köy, memleket okurunda bir etki uyandırıp sorular çoğaldığında, her zamanki gibi ‘seçim sathı maili‘ne girmiş iktidarı rahatsız etti. Muhalefet ve gazeteleri –örneğin Zafer gazetesi– kitabı bir süre görmediği gibi, etkisinden de emin olamadıkları için harekete geçmekte ‘gevşek‘ davrandı. Ama iktidar ve gazeteleri –örneğin Ulus gazetesi– bu kitabın hükümete karşı bir komplo olduğunu vurguladı.
Vali teftişte öğretmen hedefte
Durumdan kendine pay biçen dönemin Niğde valisi İbrahim Tevfik Kutlar, makam aracına atladığı gibi köyleri teftişe çıktı ve Mahmut Makal’ın öğretmenlik yaptığı Çardak köyüne de uğradı. Bizim Köy’den ve etkilerinden haberdardı, genç öğretmeni köylülerin karşısında rencide etmekten çekinmedi.
Orhan Veli, 15 Mart 1950’de Yaprak’ta bu durumu şöyle açıklıyor: “Niğde Valisi’nin Mahmut Makal’ı hınçla tevkif ettiğini düşündüren bir haber duyduk. Şu: Mahmut Makal Bizim Köy’de, köylülerin çorapsız olduklarını söylemiş. Kitabın uyandırdığı yankılar üzerine de Vali, Makal’ın köyüne gitmiş. Karşısına birkaç köylü çıkmışlar. Vali köylülere ayaklarını uzattırmış. Sonra, Makal’a dönüp:
‘Bak Mâmıd Efendi’ demiş, ‘köylülerin çorapları var’.”
Melih Cevdet de 1 Nisan 1950 tarihli Yaprak’ta ‘Bizim Köy’e Dair’ başlıklı bir yazı yazdı. Durumu özetleyen ve bu genç yazarın kitabından hayranlıkla bahseden Cevdet soyguncu bir softaya kulak veren köylünün, Makal’ı köy odasından kovduğu gece, yağmurdan tavanı çöken okulun içinde çarşaftan bir çadır kurduğunu ve o çadırın altına çekilip ağladığını aktarıyor.
“Sabanına eşek koşmak zorunda kalan, yarı aç yarı tok, kılıksız birkaç komşunun ‘öğretmen bizi gazetelere yazmış, irezil etmiş’ diye köpürmeleri, gelip Mahmut Makal’a çatmaları karşısında o: ‘Zavallılar… Sanki fakirliklerinden kendileri suçluymuş gibi’ diye düşünüyor.”
Bizim Köy‘ün gündeme girişi

1947 yılında İvriz Köy Enstitüsü’nden mezun olan Makal, Niğde’nin Aksaray ilçesine bağlı Nurgöz köyünde öğretmenliğe başlamadan önce de süreli yayınları takip ediyor, özellikle de Varlık dergisine köy hayatı üzerine yazılar yazıyordu. Bizim Köy de zaten Varlık Yayınları tarafından yayımlanınca, Mahmut Makal ve yazdıkları kısa zamanda memleketin gündemi oldu.
Köylülerin yaşadığı açlık, yoksulluk, sefalet; eğitime ulaşmadaki sorunlar, gelenekler, din adamlarının köylüleri istismarı, öğretmenin köydeki hayatı ve güvenilmezliği, dayanışmadan ve insanca yaşam koşullarından uzak bir koşturmacanın sarmalı… Tüm bunlardan bahsediyordu kitabında Mahmut Makal.
14 Mayıs 1950 seçimlerinden hemen önce yayımlanınca, Bizim Köy, iktidar saflarında büyük bir hoşnutsuzluğa neden oldu. Köyü ve köylüyü aklına getirmeyip ağaların, din adamlarının insafına terk eden iktidar, yazılanları araştırıp doğruluk payını tartışmak bir yana, genç öğretmeni kökü dışarıda bir komünist olarak yaftalayıp, ‘yıkıcı faaliyette’ bulunduğu gerekçesiyle tutukladı.
Nihayetinde Mahmut Makal, devletin olanaklarıyla köyünden çıkmış, Köy Enstitüsü’nde okumuş; öğretmen olarak köye, köylüye, vatana ve millete faydalı işler yapacağına –yapıcı olup köylülerle birlikte yaratıcılığını göstereceğine– yıkıcı hamlelerde bulunmuştu ve bunu cezalandırmak bir iktidar biçimi olarak varlığını anımsatmalıydı.
Hükümetin açıklamaları ve medya çarkı

Son Posta gazetesinin 9 Nisan 1950 tarihli baskısının üçüncü sayfasından hükümetin Mahmut Makal hakkındaki görüşlerini aktaralım:
“Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Nihat Erim hadise hakkında şunları söyledi: (…) Ben şahsen bu kitaptan çok istifade ettim ve bunu yazan öğretmene karşı iyi duygular beslemekteyim… Mahmut Makal’ın bu kitabı yazdığı için tevkif edildiğinin doğru olmadığını öğrendim. Bize verilen malumata göre, kendisinin tevkifi başka bir sebeptendir. Esasen savcının talebi ve yargıcın kararıyla yapılmış bir tevkif üzerinde idarenin ve hükümetin herhangi bir tesiri olamaz. Savcı ve yargıç da kanunları tatbik ederler. Bu itibarla meseleye tamamen kaza cihazının yetkisine giren bir iş olarak bakmak icap eder.”
Bu açıklamanın üzerine rüzgâr değişir; Şevket Rado Akşam gazetesinde teşekkür eder Erim’e, Ulus gazetesi yazarları da çark ederek meseleyi yumuşatmaya çalışır. Selahattin Batu, “Köy gerçeğini kalemiyle büyük çapta ilk defa o deşti. Deşilmeyen yaralar onarılamaz. Yarattığı değerli eserin bizi gereği gibi ve uzun uzun düşündürmesini dilerim…” diye not düşer 12 Nisan günü.
Niğde valisi geri kalır mı? O da bir açıklama yaparak Makal’ın kitabından dolayı değil, Aksaray Halkevi’nde yaptığı bir konuşmadan dolayı tutuklandığını söyler. Çünkü seçim konuşmalarında, iktidara gelmeleri durumunda en büyük bütçenin köylülere ayrılacağı meydanlarda çığırılmaktadır bir yandan da. Celal Bayar DP adına bu gibi açıklamalar yaparken, Şemsettin Günaltay da CHP adına söz alıp köylüler için ‘refah’ vaatleri sunar.
Tahliye ve sonrası
Mahmut Makal, uzun sürmeyen tahkikat sonucu 29 Nisan 1950’de tahliye edilir, çünkü aranan suç bir türlü bulunamaz. Cumhuriyet gazetesinin misafiri olarak 22 Mayıs 1950’de İstanbul’a davet edilir. Köyden şehre gelen Makal üzerinden mesele gittikçe sulandırılır ve popüler hale gelir. Melih Cevdet, basınımızın düştüğü bu durum karşısında 1 Haziran 1950 tarihli Yaprak’ta müthiş gerçekçi ve ironik bir yazı yazar:
“Önce, ünlü bir yazara gösterilen bu ilgiye sevinecek oluyorsunuz; ama yazılarını okuduktan sonra canınız sıkılıyor. Yok Makal vapuru görünce şaşırmış, telefonda bağıra bağıra konuşmuş, sandala binmeye korkmuş… Sanırsınız ki Zaro Ağa Amerika’da. Açıkçası, gazetecilerin Makal karşısındaki durumunu beğenmedim.”
Nihayet, Demokrat Parti iktidara gelir ve memleketin yeni cumhurbaşkanı Celal Bayar, 15 Haziran 1950’de Mahmut Makal’ı makamında ağırlar. Köy ve eğitim meseleleri üzerine konuşurlar. Ne de olsa seçim kaybetmenin ya da kazanmanın bir yolu olarak Bizim Köy, 14 Mayıs 1950’de sandığa gitmeden önce insanların okuduğu ya da okuması gereken bir kitap olduğu yönünde bir hayli gündeme gelmiştir.