İstanbul ve İzmir'de 1,5 ayda fazladan 2 bin ölüm

MESUDE DEMİR

@mesudedemirr

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Vefat Bilgisi Sorgulama Sistemi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlık Bilgi Sistemi verilerine göre her iki kentte de 1 Şubat-14 Mart arasında fazladan iki bin dolayında ölüm meydana geldi. ‘Fazladan ölüm’, beklenenin üzerindeki ölümleri ifade ediyor. 

Fotoğraf: AA

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Pandemi Çalışma Grubu’ndan Güçlü Yaman’ın iki büyükşehir belediyesinin kamuya açık ölüm verilerine dayanarak yaptığı hesaplamalara göre COVID-19 salgınının başladığı 2020’deki ilk dalganın zirvesinde İzmir’de ölümler, salgın öncesi ortalamanın yüzde 21 üzerine çıkmıştı.

Şu andaki ölümlerse şubat sonunda, aynı dönem ortalamasının yüzde 47 kadar üzerine çıktı. 

Yine 1 Şubat-14 Mart arasında, İstanbul’daki ölümler de yüzde 24 arttı. Şimdiki dalgaya neden olan her neyse İzmir, İstanbul’dan daha şiddetli yaşıyor. 

Ölümler yüksek seyretmeye devam ediyor

Yaman, İstanbul’daki ölümleri yüksek tespit edince İzmir’e de baktı.

COVID-19 öncesindeki üç yılda toplam ölümlerin her yıl ortalama yüzde 1 civarında arttığını söyleyen Yaman, şöyle devam etti: “Son beş yılda da ölümlerin her yıl yüzde 1 arttığını kabul ederek hesaplarsak, İstanbul ve İzmir’de söz konusu tarihlerde 2 bin civarı fazladan ölüm oldu. Bu verilerden görüldüğü kadarıyla geçtiğimiz aylarda İzmir’de bir salgın yaşanmış. Ölümler hem İzmir hem de İstanbul’da yüksek seyretmeye devam ediyor.”

Yaman ölümlerdeki bu hızlı tırmanışın bir patojenden kaynaklı olduğunu düşünüyor: “Grip sezonunun seyrinde ölümler ocakta en yüksek seviyeye çıktıktan sonra, şubatta düşerdi. Bu yıl hiç düşmeden devam etti. Bariz fazladan ölüm var. Hatta İzmir’de düşmediği gibi artışa da geçmiş. 

Ölüm nedenlerinin takip edilmesi, insanların zamanında uyarılması lazım. 2020 kışında maske mesafe gibi basit önlemlerle grip ortadan kaybolmuştu. Burada da benzer önlemlerle bu insanların birçoğu hayatta olabilirdi.

Fakat biz bu durumu her şey olup bittikten sonra tesadüfen belediye verilerinden öğreniyoruz.”

Grip en yüksek seviyeye 17-23 Şubatta çıktı

Sağlık Bakanlığı’nın Solunum Yolu Virüsleri Sürveyans Raporuna göre yılın ilk haftasında ayaktan hastalardan alınan örneklerin yüzde 22,3 grip, yüzde 20,7’si diğer solunum yolu enfeksiyonlarıydı (rino virüs, RSV, insan koronavirüsü, SARS-CoV-2). Hastaneye yatanlarınsa yüzde 7,4’si grip, yüzde 46,9’u diğer solunum yoluyla enfeksiyonlarını geçiriyordu. 

Yılın ikinci haftasında grip vakalarındaki artış sürdü. Üçüncü haftaya gelince ayaktan hastaların yüzde 34,5’inde grip, yüzde 15,5’indeyse diğer solunum yolu virüsleri, hastane yatanlarda yüzde 23 grip, yüzde 25 diğer solunum yolu enfeksiyonları teşhis edildi. 

Sonraki haftalarda ayaktan hastaların yüzde 24,3’yle yüzde 35,8’i arasında değişen oranlarda grip, yüzde 15’le yüzde 25 arasında değişen oranlarda solunum yolu enfeksiyonları saptandı. Gribin yüzde 25’in üzerine çıkması, yüksek oranda dolaşımda olduğunu gösteriyor. 

Bakanlığın yayınladığı son sürveyans verisi sekizinci haftaya (17-23 Şubat) ait. Bu dönemde grip en yüksek seviyeye çıktı. Ayaktan vakaların yüzde 36,6’sı grip, yüzde 22,7’iyse diğer solunum yolu enfeksiyonlarından oldu. Bu yüzde 36,6’lık grip oranı oldukça yüksek kabul ediliyor. 

Aynı hafta hastaneye yatanlarda yüzde 10’unda grip, yüzde 30,8’inde diğer solunum yolu enfeksiyonları teşhis edildi. 

İzmir’de yaşlı nüfus fazla

İzmir’den göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç’a kentteki durumu sorduk. Kılınç, hastaneye başvuruların arttığını, yoğun bakımda olan hasta sayısının da çok olduğunu söyledi. Örtülü bir sağlık sorunu yaşandığını belirten Kılınç, şöyle devam etti:

“Pandemide maske, mesafe, el hijyeni önlemleri nedeniyle gribi hemen hiç görmedik. Ama 2023’te biraz kıpırdadı, 2024’de de normal seyrine geldi. Bu sene salgın yaşıyoruz. Yoğun bakımlar dolu. Acillerden ya da servislerden yoğun bakıma hasta almada gecikmeler yaşanabiliyor.”

Kırmızı renkli grafik 2025’deki ölümleri gösteriyor.

İzmir’in emekli şehri olduğunu hatırlatan Kılınç, şunları söyledi: “Yaş ortalaması, Türkiye ortalamasının üzerinde. 65 yaş üstü, herhangi bir sağlık sorunu olmasa bile kırılgan bir grup. Bağışıklığın yaşlanması nedeniyle enfeksiyonları ağır geçiriyorlar. Koruyucu önlemlere daha çok dikkat etmemiz gerekiyor.”

Sessiz katil: Hava kirliliği 

Profesör, kentteki yüksek ölüm sayılarıyla hava kirliliğinin de ilgisi olduğunu düşünüyor. Partikül madde (PM) 2,5 ve PM 10 kirleticilerinin Dünya Sağlık Örgütü’nün sınır değerlerinin kat kat üzerinde olduğunu anlatan Kılınç, etkisini şöyle sıraladı: “Hava kirliliğine sessiz katil diyoruz. 1 Ocak’tan beri bir gün bile güvenli hava kalitemiz olmadı. Havasının iyi olduğu düşünülen ilçeler dahil buna. 

Solunumla alınan partiküller kana karışma potansiyeline sahip. Vücutta bir yük oluşturuyor. Sürekli yabancı madde soluyunca bağışıklık sistemi, yabancı görerek bununla meşgul olmak zorunda kalıyor. Virüs vb. vücuda girdiğinde savaşamıyor. Klinik tabloyu zorlaştırıyor.” 

Kılınç ayrıca aksıran, öksüren, kendini hasta hissedenlerin mutlaka maske takması gerektiğini de sözlerine ekledi. 

Bu sezon grip geç başladı

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Emrah Kırımlıya İstanbul’daki klinik gözlemlerini sorduk. 

Aile hekimi olan Kırımlı, İstanbul’da gribin bu sezon geç başladığını söyledi: “Aralık sonu, ocak başından itibaren grip görüyoruz. Okulların şubat tatiliyle duruldu. Sonra tekrar vakalar arttı, hala da devam ediyor. COVID de görmeye başladık. İkisini birlikte görüyoruz.” 

Kırımlı zaten yoğun olan gündelik sorunlara grip ve COVID’in beraber eklenmesinin hasta yüküyle beraber ölümleri de artırdığını belirtti: “Kırılgan sağlık sistemimiz bunu yönetemiyor. Sistem zaten aşırı yüklenmiş durumda. Üzerine ek yük bindirildiğinde çatlak cam kırılıyor.

Nüfusumuz yaşlanıyor. Grip aşısı yaptıranların sayısı zaten az. Ek hastalığı olanlarda dikkat etmek lazım. Hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde hastalar beklerken de birbirine bulaştırıyor.

Yoğun bakımlarda yer yok. Ocak ayından beri sıkıntı var. Biz bile yakınlarımıza bulamıyoruz.”

Grip, COVID-19 dahil üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtileri birbirine çok benziyor. Çoğu kere ayırıcı tanıyı testsiz koymak mümkün değil. Kırımlı, “Kamuda test yapılan yerler çok az. Hastalara körlemesine tedavi uyguluyoruz” dedi.

Kırımlı da İstanbul’daki hava kirliliğinin ölümlerdeki artışta etkili olabileceğini düşünüyor.

Eylül aşılanmak için erken 

Öte yandan grip aşıları eylülde eczanelere geliyor. Aşıların koruması altı, en fazla sekiz ay sürüyor. Erken yapıldığında etkisi giderek düşüyor, sezonun sonuna kadar koruyamıyor.

İstanbul Tıp Fakültesi Viroloji ve Temel İmmünoloji Bilim Dalı 2003-2016 ait sürveyans (takip) bulguları, zaman içinde ve büyük olasılıkla küresel iklim krizine bağlı grip mevsiminin ülkemizde ötelendiğini gösterdi. Prof. Dr. Selim Badur ve ekibinin bu bulguları, grip sezonunun önceki yıllara kıyasla daha geç başlayıp (kasım sonu gibi) daha uzun sürdüğünü (mayıs sonuna dek) ortaya koydu. 

Grip aktivitesinin ülkemizde pik yaptığı dönemse şubat-mart. Bu durum grip aşısı yaptırma döneminin yeniden belirlenmesini gerekli kıldı. Badur “Özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olanların grip aşılarını daha geç, kasımda yaptırmasını öneriyoruz” dedi. 

TTB ve 46 tabip odası: Sağlık politikaları iflas etti

İstanbul Verem Savaşı Derneği dispanserlerinin yarısı ‘kaynaksızlıktan’ kapandı

Sağlık Bakanlığı: 2024’te altı kişide Batı Nil virüsü tespit edildi