Adalet bakanı: 'Cezaevinde ölmesin hükümlü' diyoruz, bu insan haklarına aykırı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ‘Cezaevinde ölmesin hükümlü’ diyoruz. Bu insan haklarına aykırı. Bunların genel af şeklinde yorumlanması doğru değil” dedi.

Fotoğraf: AA

Tunç, Ankara Hakimevi’nde basın kuruluşu temsilcilerinin soruları yanıtladı. Abdullah Öcalan’ın PKK’ya silah bırakma ve kendini feshetme çağrısına ilişkin soruya bakan şöyle yanıt verdi:

“Çağrı terör örgütü elebaşının kendi örgütüne silah bırakmasına yönelik. Çağrıda, terör örgütünün kendilerine göre zemin sağlayan hususların artık gerekçelerinin olmadığını söylüyor. Kongrenizi toplayın, örgütü feshedin, tüm gruplar da silah bıraksın deniliyor. Çağrı bu ve örgüte yönelik.”

Tunç konuşmasına şöyle devam etti:

* İmralı’nın çağrısında bir şart söz konusu değil. Silah bırakma şartı yerine getirilmezse terörle mücadele devam eder. Devletin terörle mücadeleden vazgeçmesi gibi bir durum söz konusu olamaz.

* Hatta çağrıda ateşkes olmadığı halde ateşkes sözüne karşı Milli Savunma bakanımızın ‘Bunu kabul edemeyiz’ şeklindeki cümleleri de söz konusu. Buradaki hedefimiz ülkemizi terörden kurtarmak.

‘Af söz konusu değil’

Tunç, Öcalan’ın cezaevi şartlarına ilişkin soruya “Kişiye yönelik bir düzenleme, bir iyileştirme söz konusu değil. Biz mevzuatımızda sürekli birtakım iyileştirmeler yapıyoruz” dedi. Bazı ifadelerin ‘af’ şeklinde yorumlandığını fakat gündemde genel affın bulunmadığını belirten bakan, şöyle devam etti:

* Mesela hasta hükümlüler… ‘Cezaevinde ölmesin hükümlü’ diyoruz. Bu insan haklarına aykırı. Bunların genel af şeklinde yorumlanması doğru değil.

* ‘Covid-19 izniyle ilgili bir çalışma ‘olabilir’ dedik, ‘Af mı geliyor’ şeklinde birtakım yorumlara neden oldu. Oradaki husus tamamen Covid izni süreciyle ilgili. 2020’de Covid izninden yararlanıp açık cezaevinde bulunanlar denetimli serbestlikten faydalanarak tahliye edilmişti.

‘Umut hakkı mevzuatımızda yok’

Tunç, ‘umut hakkı’ konusundaki tartışmalara ilişkin soruya “Umut hakkı bizim mevzuatımızda, kanunlarımızda olan bir konu değil” yanıtını verdi. Bakan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlülerinin koşullu salıverme süresinin 30, müebbet hapis cezası hükümlülerinin koşullu salıverme süresinin 24 yıl olduğunu belirtti.

“Öcalan nevruzda görüntülü bir çağrıda bulunacak mı?” sorusunu Tunç şöyle yanıtladı:

* Bizim ceza infaz mevzuatımızda hükümlülerin yakınlarıyla görüşebilmesi, dışarıyla nasıl temas edeceği belli şartlara bağlı. Mektup gönderebilir, telefonla görüşebilir. Bunlar mevzuatta olan hususlar. Ama bir videoyla, canlı bağlantıyla temas kurması söz konusu değil. Mektup gönderebilir. Hükümlüler mektup yazabilir, hükümlülere de mektup yazılabilir.

‘Nevruzu kutlamak için mektup gönderecekse çağrının ruhuna uygun olmalı’

* Talep olursa mektup ile ilgili değerlendirme yapılabilir. Nevruzu kutlamak için bir mektup gönderecekse zaten o mektup bu çağrının ruhuna uygun olması lazım ki yoksa çağrının bir anlamı kalmaz. Çağrıyı bu sefer siz yırtıp atmış olursunuz.

* Dolayısıyla bunun sınırlarını aşmayan bir mesaj olabilir. O çağrının dışına taşan farklı bir şey olursa sürece zarar veren bir açıklama olur. Dolayısıyla o yola girilmez diye düşünüyorum.

Tunç, DEM Parti heyetiyle Öcalan görüşmesine ilişkin de şöyle dedi: “Orada fotoğrafı da çekildi, videosu da alındı. Video, tamamen devletin güvenlik ve istihbaratı açısından çektiği bir video.”

Adalet bakanı: Af söz konusu değil

Öcalan’ın açıklamasının tam metni

Adalet bakanı: Ülkede hukuk güvenliğinin olmadığını söylemek insafsızlık

Adalet bakanından ‘müjde’: Toplam mahkeme sayısını 10 bin 237’ye yükselttik