Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Türkiye’de asgari ücretle çalışanların kapsamının yüksekliği ortalama ücret düzeyinin asgari ücrete yakınsamasına yol açıyor. Ortalama ücret düzeyi asgari ücrete doğru geriliyor. Örneğin 2005 yılında ortalama ücret düzeyi asgari ücretin 2,2 katı iken 2020’li yılarda bu oran 1,7’ye gerilemiş durumda. Memur maaşları, kamu işçilerinin ücretleri ve sendikalı işçi ücretleri asgari ücrete yakınsıyor. Farklı vasıflarda, sektörlerde ve bölgelerde ücret düzeyi asgari ücrete doğru bastırılıyor. Pek çok meslekte ücret makası asgari ücrete doğru kapanıyor.
Bu durum farklı sektörlerde, farklı ölçeklerdeki şirketlerde ve farklı bölgelerde asgari ücreti adeta ortalama ücret haline getiriyor. Büyük şirketler bu durumdan memnun görünüyor. Bu yolla ücret düzeyini düşük tutuyorlar. Küçük ve mikro ölçekli işletmeler ise bu durumdan yakınıyor. Asgari ücretin ortalama ücret haline gelmesi asgari ücret tartışmasını da ister istemez ortalama ücret tartışması haline getiriyor. Asgari ücret ücretlerin alt sınırı iken Türkiye’de asgari ücret ortalama ücret anlamına geliyor.
Bu durum AKP tarafından uzun yıllardır izlenen asgari ücret politikasından kaynaklanıyor. AKP uzun yıllardır otoriter-korporatist bir ücret politikası izliyor. Asgari ücreti hükümet tarafından belirlenen ortalama ücret haline getiriyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonun bir işlevi kalmamış durumda. Hükümet asgari ücreti adeta tek taraflı bir şekilde siyasal ihtiyaçlarına uygun olarak belirliyor. AKP hükümetleri, asgari ücretin toplu pazarlık yoluyla belirlenmesi yerine otoriter-korporatist bir mekanizmayla ve siyasi saiklerle belirlenmesini istiyor.