Arslan Bulut: TRT Genel Müdürü 'İran'ı rahatsız etmek' için talimat almış olmasa, böyle konuşamaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

TRT Yasası’nın 5’inci maddesinde kurumun “Yayın esasları” sayılırken c fıkrasında “Devletin millî güvenlik siyasetinin, millî ve ekonomik menfaatlerinin gereklerine uymak” denilmiştir. Dolayısıyla TRT için “devletin sesidir” denilebilir. Gerçi maddenin d fıkrasındaki “devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesi propagandasına yer vermez” ifadesi de yerinde duruyor ama pratikte 2017’de getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne göre devletin millî güvenlik siyasetinin, millî ve ekonomik menfaatlerinin gereklerini Cumhurbaşkanı belirlediğinden, TRT için “Cumhurbaşkanı’nın sesi” de denilebilir.

Girişi böyle yapmamın sebebi, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın Bursa Uludağ Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde, “Bu yılın sonunda TRT Farsça geliyor. İran’ı rahatsız etmek durumundayız. İran’ı rahatsız etmek zorundayız.” demesidir. TRT Genel Müdürü, Türkiye’nin dış politikasını belirleyemez; “İran’ı rahatsız etmek” için talimat almış olmasa, böyle konuşamaz.

Nitekim Prof. Hasan Ünal, konuyu “TRT Genel Müdürü’nün İran’ı rahatsız etme zorunluluğu gibi akla ziyan açıklaması son günlerde yaşanan ve hükûmetin dış politikasını toptan değiştirmekte olduğuna dair endişeleri daha da artırmıştır” diye değerlendirdi ve özetle şöyle dedi: “Amerika ile Kürdistan pazarlığı yapıldığı iddiası doğru ise kelimenin tam anlamıyla abesle iştigaldir. Yapılması gereken başta Suriye, Irak ve İran ile birlikte kukla devlet projesine karşı çıkmaktır. Bunun yerine kukla devlete taşıyıcı annelik yapmaya kalkışmak bir daha düzelmeyecek biçim ve içerikte Suriye, Irak ve İran ile ilişkilerimizi bozar. Suriye konusundan dolayı Rusya ile yeniden papaz oluruz ve Batı dünyasından bir yardım ve destek de gelmez…”

Arslan Bulut’un yazısı