Türkiye’nin iki asırdır yaşadığı modernleşme / Batılılaşma / laikleşme / yokoluş süreci, Türkiye’nin ruhunu yok edecek kadar İslâm’dan, yani kendinden, tarih yapan dinamik-lerinden ve ruh köklerinden uzaklaştırdı bizi. Bir Alman ruhu var. Bir Fransız ruhu da var. Bir Çin ruhu var’dı, şu an kapitalizm Çin ruhunu tuzla buz ediyor, 5 bin yıllık dinamizminin kaynağını dinamitliyor Çin’in. Afyon savaşlarıyla başlayan Çin’i ruh köklerinden uzaklaştırma, direnç noktalarını kırma ve ruhunu yok etme süreci İngilizlerin, Mao devrimiyle kamufle oldu. Deng Hisao Ping’in Çin’i kapitalizme girdiren girişimiyle ikinci kez uyutuldu afyon savaşlarından sonra Çin. Çin, geliyor ama yok olmaya geliyor. Ruhu metamofoz yiyor Çin’in. Böyle giderse yok olacak. Kapitalist saldırı, Japonya’da denendi önce; tuttuğu anlaşıldı ve özgün, birincil kültürü olmayan Japonya çok çabuk asimile edildi zihnen ve ardından daköleleştirildi fiîlen. Japonya’nın, tarih yapan bir ruhu olmadı hiçbir zaman.
Buradan yazının nereye geleceğini tahmin ediyorsunuzdur artık: Türk ruhu diye bir şey var mı? Türk ruhu kavramı, çok ırkçı çağrışımlar yaptırıyor olabilir muhtemelen. Çünkü Osmanlı sonrasında Türkiye ruhunu yitirme tehlikesinin eşiğine sürüklendi: Tanzimat’la yönünü, Meşrûtiyet ve Cumhuriyet’le yörüngesini yitirdi. Özal’lı yıllardan itibaren kapitalizmin Türkiye’ye bütün yönleriyle dalışıyla Türk toplumu ruhunu yitirme tehlikesinin eşiğine sürüklendi. Şu ân Türkiye’nin ruhu can çekişiyor… Türkiye’nin modernleşmesi Türk toplumunun ruh köklerini kuruttu aşama aşama, sayha sayha… Türk modernleşmesi, diğer modernleşme projelerinden çok farklıydı. Bizim dışımızda neredeyse hiçbir modernleşen toplum, kendi ruh köklerini kurutma aymazlığı sergilemedi. Türk modernleşmesi denen şey, Şerif Mardin’in çok enfes bir şekilde ifade ettiği üzere, “Türkleri İslâm’dan uzaklaştırma projesidir.” Türk modernleşmesi katı laiklik projesiyle toplumu prangalara mahkûm etti. Zihnini köleleştirdi. Dünyasını sığlaştırdı. Duyarlıklarını buharlaştırdı.
Türkiye’nin bir ruhu yok: Kemalizm, bir ruh olamaz. Aksine Kemalist süreçte, Türkiye’nin ruh kökleri kurutuldu. Dil devrimi, harf devrimi, bütün diğer devrimler, bu toprakların ruhunu yok etti; burada ruhsuz bir leviathan icat etti. Makinalaşmış, tepeden dayatmacı, jakoben, hissiz bir varlık burada icat edilen leviathan. Laikleşen bir Türkiye ruhunu yok etti. Laikleştikçe, kendini, ruhunu kaybetti. Böyle giderse bu ülke, savaşmadan kaybedilecek… Burası önemli. Buraya dikkat: Savaşmadan ülkeyi elimizden almak üzereler… Çocuklarımızı kaybediyoruz. Üniversiteler işgal altında. Liseler sürükleniyor çıkmaz sokakların eşiğine… Oysa bu toprakların, adına Türk ruhu diyebileceğimiz İslâm’la yoğrulan ve bin yıl dünya tarihini yapan bir ruhu vardı. Bu toprakların ruhu İslâm tarafından inşa edilmişti. Bu ruhu yitirdiği zaman bu toplum her tür saldırıya ve işgale açık hâle gelmekten kurtulamayacaktır.