Önceki akşam yayınlanan bölümünde de “Kızılcık Şerbeti” son zamanlarda yaşadığımız sıkıntıları anlatan çok güzel bir bölüm hazırlamış. Dizinin toplumsal olaylara özellikle dikkat çeken karakteri Kıvılcım; “Toplumun yaşadıkları yanında benim yaşadıklarım ne ki!!! ‘Can güvenliğim yok’ diye bas bas bağıran kadınlarımızı bile resmen koruyamıyoruz. Her gün yeni bir vahşet hikayesine uyanıyoruz. Bana bir şey olmaz diye bir durum yok. Hepimizin başına gelebilir” diyen harika bir konuşmaya imza atıyor. Senaristlere özellikle teşekkür ederim. Çünkü artık “Bana bir şey olmaz diye bir durum” yok gerçekten. Yani Sibel Can’ın, dediği gibi “Ben güvendeyim ama benim dışımda kimse güvende değil” diye bir şey de yok.
Mesela en son Simge Sağın’a telefon fırlatıldı. E Simge de orada en güvenli alanındaydı. Sonuçta korumalar, müzisyenler, yüzlerce seyirci var ama bir şekilde şiddete uğradı bir densiz tarafından. Yani bunu bekliyor muydu? Tabii ki hayır ama yaşadı. Yani diyeceğim odur ki; Sibel Can da güvende değil. Bakın mesleğe başladığım yıllardan bu yana ilk kez bu noktadayım ve düşüncem “Kimseye bir şey olmaz” diyemiyorum. Yani şu an da maalesef ki; Erkek ya da kadın; maalesef “Ben yüzde yüz güvendeyim” diyecek durumda değil. Toplumda sinirler gergin, tuhaf tipler aramızda dolaşıyor. “Akıl sağlığı yerinde değil” diyerek olayı normalleştirmeye çalışıyor bazıları ama normal değil yaşadıklarımız. Gibi uzayıp giden bir sürü detay var. Bu yüzdendir ki, olayı saptırmadan gerçekten şiddet olayına eğilmek ve ciddi cezaların acilen getirilmesi gerekiyor.
Etrafımda sürekli; Trafikte haklı bile olsam görmemezlikten gelip yoluma bakıyorum. Kimseye bulaşmıyorum. Kalabalık yerlere gitmiyorum. Toplu taşıma aracına binmemek için yürüyorum. Kimseyle görüşmüyorum. Psikolojik sorunları olduğunu bildiğim dostlarımla, hatta aile fertlerimle bile görüşmüyorum… Diyenlerle doldu taştı.