Bekir Fuat: Cumhuriyet hep bir taklit olarak kaldı ve insanımıza özgün bir dünya görüşü sunamadı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Öyle başlayım söze, Cumhuriyetin bize sunmuş olduğu dünya görüşü ile yaşanan hayat arasında, hep bir takım sorunlar olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet ideolojisiyle yaşadıklarımız arasında tuhaf, hâlâ açıklamaya muhtaç uyuşmazlıkların, ahenksizliklerin, çatışmaların olduğunu düşünüyorum. Bu çatışma, bu ahenksizlik çok yaratıcı bir hayata sürüklemedi bizi. Hayat hep önde gitti; biz, dünya görüşümüzle, teorilerimizle hayatı kovalamaya çalıştık. 

Elbette Cumhuriyetin bir tezi, bir medeniyet tezi vardı. Bu, malum altı okla özetlenen çağdaşlaşma projesi. Yani kendi kültürümüzü Batı medeniyetine intibak ettirmek. Ama bunu yaparken içeriden değil, dışımızdaki insanlardan, başkalarından destek aldılar. Onlardan destek alarak yapmaya çalıştık bu işi. Batı medeniyeti ile kaynaşmak istedik; onu da beceremedik, elimize yüzümüze bulaştırdık. Oluşturulmaya çalışılan şey, çok yapay ve iğreti durdu. Velhasıl içimizdeki boşlukları dolduramadık. Hâlâ o boşluklarla yaşamaya devam ediyoruz.

Toparlarsak, fikirlerimiz imandan, ülkemizden, hayattan beslenmiyor, beslenmedi. Onların kaynağı yine başkalarından aldığımız başka fikirler. Bu nedenle Cumhuriyet hep bir özenti, hep bir taklit olarak kaldı ve insana, insanımıza özgün bir dünya görüşü sunamadı. Bundan dolayı da acı çekiyoruz. Ece Ayhan bir yazısında Cemal Süreya, Sezai Karakoç ve İsmet Özel için “Cumhuriyetle yaralanmışlardır,” der.

Bekir Fuat’ın yazısı