Binnaz Saktanber: Henüz ekranda, kürtajın doğal bir karar olduğunu anlatan hikaye izlemedik

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Geçtiğimiz hafta Sağlık Bakanlığı’nın “Doğal Olan Normal Doğum” sloganıyla yayınladığı bir propaganda videosu kapladı ekranlarımızı. Kürtaj ve sezaryen karşıtı bu videodan iki gün önce de ekranın en popüler dizilerinden Bahar’da kürtaj karşıtı olarak yorumlanan bir sahne izledik. Her ikisi de sosyal medyada tepkilere yol açtı, kadınlar ses çıkardı. Dört milyona yakın görüntülenme alan bir tweet yalvarır gibiydi: “Bir kez ya bir kez de kürtajın normal olduğunu gösterin…” Peki dizilerde kürtajın normal olduğunu göstermek mümkün mü? Bunu yapan diziler var mı, yoksa ekranda kürtaj yasak da bizim mi haberimiz yok?

Türkiye’de yasalar 10 haftaya kadar olan gebeliklerde kürtaja izin veriyor.  Gebeliğin kadının hayatını tehdit ettiği veya ağır mağduriyet yaratacağı hallerdeyse (tecavüzle oluşan gebelik gibi) bu süre 20 haftaya uzuyor. Ancak biz henüz ekranda kürtajın doğal bir karar olduğunu, travmadan ve krizden uzak bir şekilde yaşanabileceğini ve olumlu sonuçlar doğuracağını anlatan bir hikâye izlemedik. Ekranın en popüler dizilerinden Kızılcık Şerbeti, Doğa’nın annesi tarafından zorla kürtaja götürülmesi ve oradan kaçmasıyla başlamıştı hatırlarsınız. Yeni sezondaysa Görkem kendisini balkondan aşağı atmakla suçladığı Fatih’ten hamile. Ama çocuğu aldırmayı bir an bile düşünmüyor. Evlilik ne kadar yanlış olursa olsun, çocuksuzluk bir ihtimal değil.

Ana meselemizse elbette tek bir dizi değil. Mesele, milyonların her akşam başına geçtiği ekranda kürtajın amasız, vicdan ağrısız, korkutma ve caydırma olmadan yer aldığını görebilmek. Çünkü kürtaj yasal bir hak ve bir kamu hizmeti olmanın ötesinde, hayatın doğal akışında bir seçenek ve kadınların kendi bedenleri hakkında vereceği en temel kararlardan biri. Özellikle genç seyircinin bu konuda bilgilendirilmesi ise elzem. Çünkü hepimiz biliyoruz ki içinde yaşadığımız şiddet ve cezasızlık iklimi tek başına var olmuyor. Altına kadın bedeni ve hayatı üstünde tahakküm kuran sosyal politikalar ve kültürel kodlardan oluşan battaniyeler, sağına soluna düşmesin diye destekler konuluyor. Kürtaj karşıtlığı, sezaryen kötüleme gibi sosyal politikalar, kadına karşı şiddet ve cezasızlık ikliminin can suyunu veriyor. Bedeni hakkında söz hakkı bir kez kadından alındı mı, o bedeni yok etmek de kolaylaşıyor. İşte bu yüzden kürtajın dizilerde varlığı ihtiyaç hasıl oluyor, hem de en acilinden.

Binnaz Saktanber’in yazısı