Ümit Kardaş: İktidara gelen parti, bir süre sonra devletin derin yapılanmasının aparatı haline gelmekte

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Anayasal hak ve özgürlükler dahi kullanılamaz halde. Güvenlik güçleri hak ve özgürlük talepleriyle ilgili gösteri ve yürüyüşlere müdahale edilmesini önleme ve özgürce gerçekleştirilmesini sağlama görevini yerine getireceğine aksine bu hak ve özgürlüklerin kullanılmasını kaynağında boğmakta. Yargı ise anayasal hak ve özgürlüklerin bekçisi rolünü oynayacağına aksine despotik uygulamalara örtü işlevi görmekte. Medya özgürlüğü kurumlar ve yargı aracılığıyla baskılanarak halkın hakikati öğrenme ve haber alma hakkı engellenmekte. Etki ajanlığı tasarısıyla despotizmin yoluna yeni taşlar döşenme yolunda ilerlenmekte. Muhalefet ise normalleşme gibi absürd bir yaklaşımla despotizmi meşrulaştırmakta.

Devletin varlık nedenini ortadan kaldıran, despotizmi meşrulaştıran, yozlaşmış, içine kapanarak kendi kendini çürüten, bunu yaparken toplumsal dokuyu tahrip ederek ahlaki çöküntüyü en dip noktaya götüren, insani ve vicdani duruşu cezalandıran siyasi-bürokratik bir yapılanmayla karşı karşıyayız. Devletsiz ve anayasasız kalıp üstelik toplum olamadığı için topluluklar halinde yaşayan ülkede siyasetin bu zihniyetiyle topluluklar arasında uzlaşma ve barışı sağlama imkanı bulunmamakta.Siyasetin ve bürokrasinin bu bitik durumu karşısında iktidarın yeni bir anayasa yapma çağrısı inandırıcı değil.

AKP’nin, devletin şantaj-tehdit politikalarına zaafları nedeniyle direnemeyip parti programındaki vaatlerinin tamamen tersini yaparak devletin kadim tekçi-despotik zihniyetine teslim olması, bu zihniyetin en sadık temsilcisi haline gelmesi derin olarak kurulmuş bu yapının bütün ideolojisiyle, kurumlarıyla, zihniyetiyle ayakta olduğunu göstermekte. İktidara gelen parti bir süre sonra devletin derin yapılanmasının aparatı haline gelmekte. Tablo ortada. Siyaset kadrosu imtiyazlarını koruma konusundaki öncelikleri, yetersizlikleri, çapsızlıkları ve zihniyet kodları nedeniyle toplumun sorunlarını uzlaşarak çözemiyor. Toplum olamamış topluluklar itiraz ve sivil itaatsizlik kültürüne sahip olmadıklarından siyasetin niteliksizliğini ve şiddetini beslerken güce yamanma gayreti içindeler. Peki toplum kendi içinden yeniden inşayı yapacak, uzlaşıyı ve işbirliğini sağlayacak insanları, örgütleri çıkarabilecek mi? Bunu beceremezsek faşizm içerikli despotik bir rejimde birbirimize zarar vermeye devam eder, siyasi birliği ve toplumsal barışı sağlayamayız.

Ümit Kardaş’ın yazısı