Çiğdem Toker: Yeni Anayasa tartışması, temel sorunları gündemin alt sıralarına itmek için kullanılıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Lafı dolandırmadan, okuyacağınız yazının temel düşüncesini paylaşayım: İktidarın “Darbe anayasasından kurtulma” önermesiyle bir süredir yürüttüğü yeni Anayasa tartışması, şiddeti ve yaygınlığı giderek artan temel sorunları gündemin alt sıralarına itmek için kaldıraç olarak kullanılıyor. Daha da kullanılacak. Yeni Anayasa tartışması ile boğulmak, perdelenmek istenen sorunları; ilk aşamada, -farklı katmanlarda- iç içe geçmeye başlayan ekonomik buhran, göç, kadın cinayetleri, çocuk istismarı olarak sıralamak mümkün. Kuşkusuz bu durum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, yeni bir anayasaya ihtiyacı olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, yaşadığı sürece Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı görevinde kalmasını mümkün kılacak bir değişikliği, hem kendisi hem de kadroları için hayati önem taşıyor.

Erdoğan’ın ülke idaresinden kurallar dairesindeki olası ayrılışının, taşları yerinden oynatacağını bilen mevcut rejim aktörleri ve yararlanıcıları, bu eşiği mümkün olduğunca ileriye taşımak istiyor. Hatırlatalım ki Erdoğan, 2023 seçimleri için adaylığı dahi yürürlükteki Anayasa’ya göre mümkün değilken, Saray ve parti hukukçularının çarpıttığı, irrasyonel bir “temel”e, yükselmesi gereken güçlü itiraz yükselmediği için yeniden Cumhurbaşkanı seçilebildi. Geçen seneki seçim için uydurulan “hukuksal temel”, ilgili madde apaçık ortada olmasına karşın, Erdoğan’ın, 2017 referandumuyla kurulan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne göre 2. dönemde olduğuydu. Bu “hukuksal temel”e göre Erdoğan’ın 2028’de aday olması için ya görev süresi dolmadan seçimlerin yenilenmesi kararının alınması (madde 166) ya da Anayasa’da değişiklik yapılması gerekiyor. Cumhur İttifakı, seçimlerin TBMM tarafından yenilenmesi için gerekli 360 milletvekiline sahip değil. Bu sayıyı tutturmak ise imkansız değilse bile güç.

Kadın cinayetlerinde sayısal olarak büyük bir artış kayda geçiyor. Bir hafta önce İstanbul’un göbeğinde genç bir kadın feci şekilde katledildi. 2 yaşında bir bebek feci bir olay sonrası haftalarca tutunmaya çalıştığı yaşamdan koptu. 8 yaşında bir kız çocuğu öldürüldü, cinayet hala tam olarak aydınlatılamadı. Kara para, bahis, uyuşturucu operasyonları ve soruşturmalarında görülmemiş bir artış yaşanıyor. Bu koşullarda kim yeni anayasa diyorsa, anayasadan değil ama bu tartışmadan kim yararlanıyor diye sormak zorunlu.

Çiğdem Toker’in yazısı