Bu arada İstanbul’daki mafya gruplarının faaliyetleri hakkında yakın zamanda edindiğim bir bilgiyi paylaşayım. Kentin suç cenneti olmasını sağlayan ister ortam deyin ister alt yapı tanımı yapın; irili ufaklı onlarca suç örgütünün faaliyeti kuşkusuz. Kentteki kayıt dışı paranın üç haneli milyarlarca liralık hacme ulaşması, eline silah alan en az iki kişinin mafya grubu kurmasının önünü açıyor. Peki, devletin bu kadar operasyon ve soruşturmaya karşın, tarihin belki de en çok şüphelisinin yakalandığı kentte faaliyet gösteren suç örgütleri insan kaynağını nereden buluyor? İnsan kaynağı döngüsü nasıl sağlanıyor?
Yapılan yakalamalara bakıldığında; mafyanın insan kaynağı, Doğu ve Güneydoğu’nun dezavantajlı bölgelerinin gençleri çoğunlukla. Sürekli insan kaynağına ihtiyacı bulunan suç örgütleri, söz konusu bölgelerde yaşanan çoğunlukla 15-17 yaş aralığındaki ekonomik durumu iyi olmayan, işsiz ve eğitimsiz gençlerle aracılar vasıtasıyla bağlantı kurup, gruplar halinde İstanbul’a getiriyor. Kimi zaman otobüs dolusu getirilen dezavantajlı gençler, yine farklı mafya gruplarının kontrolünde Esenyurt, Bağcılar, Güngören, Sancaktepe, Çekmeköy gibi semtlerde hazırlanan kiralık evlerde konaklatılıyor. Evlerin yiyecek ve konaklama ihtiyaçlarının yanı sıra, konaklatılanlara uyuşturucu ve para veriliyor, bunları mafya grupları karşılıyor.
Bu gençler, bir bakıma özel eğitimden geçiriliyor. Hedeflere yönelik keşif çalışmalarına katılıyorlar. Zamanı geldiğinde de ellerine verilen silahlarla kendilerine gösterilen hedeflere yönelik saldırılarda görev alıyorlar. İşin ilginci, söz konusu gençler kime karşı eylem yaptıklarını da bilmiyor çoğunlukla. Hatta bazıları, kullandıkları uyuşturucunun etkisi nedeniyle, katıldıkları silahlı saldırıları hatırlamıyorlar bile. Yakalananlar, yer aldıkları olaylara göre tutuklanıyorsa cezaevine, serbest kalırlarsa yine eve gidip yeni görev için talimat bekliyorlar. Cezaevine girenlerin ihtiyaçları da yine sorumlu oldukları mafya gruplarınca sağlanıyor. Bakan Yerlikaya’ya bu bilgiler aktarıldı mı bilmiyorum, ancak durum bu. İnsan kaynağının kesil(e)memesi, klasik deyimle bataklığın kurutulamaması halinde bugünler İstanbul’un daha iyi günleri.