İstanbul Beyoğlu’nda bir kadın yolun kenarında sigara içerken, iki erkek tarafından tacize uğruyor. Söz konusu iki kişinin cinsel saldırı, gasp, otomobil hırsızlığı gibi suçlardan kaydı bulunuyor.
Şaşırttı mı? Ne yazık ki, hayır.
Zaten olayda da ilk etapta gözaltına alınan bu iki kişi serbest bırakılıyor; ancak sonra belki de gelen tepkiler üzerine yeniden yakalanarak tutuklanıyor.
Görülüyor ki, suç kaydı bulunan, suça meyilli bu kişilerin ıslahı için gereken çaba gösterilmediğinden, yeniden pervasızca suç işleme eğilimleri devam ediyor.
Ancak yalnız suç kaydı bulunan değil, suç işleme meyili bulunan diğer kimseler için de yeterli önlem alınmadığı görülüyor.
Mesela, İstanbul’un bir başka ilçesi Fatih’te bir adam, iki genç kadını vahşice katlettikten sonra, intihar ediyor. Onun da önceden defalarca akıl hastanesinde tedavi gördüğü, intihara teşebbüs ettiği görülüyor.
Ancak görünen o ki, sadece işlenen suçlarla ilgili değil, potansiyel suç tehdidi içerenlerle ilgili de gerekli önlemler alınmıyor.
Suç oluşturan davranışları tetikleyen faktörlere de bunları caydırıcı ve önleyici faktörlere birlikte eğilmek gerekiyor.
Bu açıdan alınacak güvenlik önlemleriyle suçun icrasının önlenmesi, suçu yaratan işsizlik, yoksulluk, yasa dışı madde kullanımı, evsizlik gibi dış faktörlerin azaltılması, hukuka duyulan saygının kuvvetlendirilmesi gibi suçu önleyici politikalara da önem verilmesi gerekiyor.