Çiğdem Toker: Üst düzey bir bürokratı zenginleştiren düğün

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Gazeteci Timur Soykan, BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın nikah törenine gidip töreni takiben yapılan takı merasimine tanıklık edip belgeleyerek esaslı bir gazetecilik mesaisi sergiledi. İstanbul’da bir otelin balo salonunda metrelerce uzayan takı takma kuyruğu, dakikalarca süren takıyı, ailenin yakınlarının sağlı sollu tuttuğu keselere ve veya yanındaki kutulara atma eşliğindeki kutlama seremonisi (kutuların üzerinde gelin ile damadın isimlerinin baş harflerinin yer alışıyla ilgili profesyonel inceliği atlamayalım) Türkiye’de sadece ekonomi yönetimi, bankacılık, finans sektörü değil, toplumsal dokunun evrildiği yönü de gösteriyor.

Adında “denetleme” kelimesi olan, iki varlık sebebinden biri denetim olan bir kurumun üst düzey yöneticisi, diğer kamu görevlilerinden daha özenli olmakla yükümlüdür. Böyle bir kurumun üst düzey yöneticisinin, düzenli olarak denetlenen, yeri geldiğinde yaptırımlar uygulanan konumdaki kuruluş yöneticilerine gönderdiği davetiyeyle ortaya çıkan manzara, bir evlilik sevincini paylaşma vesilesinin fersah fersah ötesine geçip zenginleşme aracına dönüşmüştür. Bu seremoniyi gerçekleştirebilme arzu ve iradesi, bu zenginleşme olgusundan daha az önemli değildir. Zaten denetlenen konumdaki kurum ve kuruluşların “işlerini’ kolaylaştırmak üzere, içine takı bırakılmak üzere çifter çifter kese ve kutu düzeni kurulması yapılandan rahatsızlık duymak bir yana, işin doğası gereği görüldüğünü kanıtlamaktadır.

O makamlar birer kamu görevidir. Mali piyasaların ve finans piyasalarının denetlenmesi, sadece o kuruluşlar için değil, o kuruluşlara güvenerek parasını, birikimini emanet eden milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendirir. Tam da bu nedenle bu kurumu yönetenler, azami özeni göstermek zorundadır. Hatırlatalım ki bankaların, katılım bankalarının, finans kuruluşlarının sağlıklı işlemesi, BDDK’nın bir numaralı görevidir. Bu görev, ekonominin buhran geçirdiği dönemlerde daha kritik hale gelir. O kişi o görevde olmasa, o unvanı, o koltuğu işgal etmese takılmayacak olan takılar, sırf o pozisyon dolayıyla takılıyorsa, bu en hafif ifadeyle nüfuz kullanma anlamına gelir. Böyle bir ilişki biçiminden de sağlıklı denetim, sağlıklı mali piyasa çıkmaz. Bir kişi kamu görevlisi olmayı seçtiyse, içinde yaşadığı toplumdaki gelir eşitsizliğini derinleştirecek eylemler içinde olmamak zorundadır.

Çiğdem Toker’in yazısı