Ümraniye’de genç polis memuresi Şeyda Yılmaz’ın, hakkında 26 suçtan kaydı bulunan Yunus Emre Geçti tarafından şehit edilmesi, “yakalama/bırakılma” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Nasıl alevlendirmesin ki? Bir tarafta gencecik bir polis memuresinin cenazesi, diğer yanda ise, hakkındaki suçlardan dolayı yargılanan ancak mevcut yasalardaki hükümler nedeniyle elini kolunu sallayarak dolaşan suç işleme potansiyeli yüksek bir sabıkalı var. Dolayısıyla infial yaratan olayın ardından “polis yakalıyor, adliye bırakıyor” söylemi gündeme oturdu. Aslına bakarsanız durum tam da eskilerin deyimiyle “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” hali.
Siyasetin daha doğrusu iktidarın yasalarda yaptığı düzenlemeler eleştiriliyor, polis memuresi Yılmaz’ın öldürülmesi üzerinden. Yaşananların toplumsal ve psikolojik verileri ya da fotoğrafı bir yana, iki kurum birbirine girmiş durumda sessiz sedasız. Kapalı kapılar arkasında yargı cenahı “yeterli önlem alınmadığı” gerekçesiyle polisi suçluyor. Polis tarafı ise gelenekselleşmiş biçimiyle “yargının görevini yapmadığı”nı savunuyor. Bu tartışmaların hiçbiri geçmişten bugüne yaşanan kayıpları geri getirmeyecek. İşin vahim boyutu kurumlar yaşananlardan ders çıkartma gayretinde de değil uzun zamandır. Fotoğrafın bütününe bakıldığında; kurumlardan bağımsız olarak devletteki yönetsel sıkıntılar ön planda görülüyor.
Genç polis memuresinin şehit edilmesi, sadece yargıda yaşanan ikilemlerin değil, mevcut polis teşkilatında da işlerin yeterince sağlıklı yürütülmediğinin acı göstergesi. Kaldı ki; az önce okuduğunuz üzere, hakkında 26 ayrı suç dosyası bulunan firarinin, Yılmaz’ı şehit etmesiyle ortaya çıkan ihmaller zincirinin yarattığı vicdan azabını, siyah poşete konulan zanlının hayvan haklarını koruyan polis birimine ait araçla adliyeye gönderilmesi ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, yürütülen popülist yaklaşımlar ve gösterilen tepkiler, acıları hafifletmez, aksine katlar. Ancak ve ancak hukukun tam manasıyla uygulanması yüreklerdeki kanayan yarayı kurutur. Polis memuresi Şeyma Yılmaz’ın şehit edilmesi, umarım devletin ders çıkartacağı son vaka olur.