Alaattin Aktaş: 'Borçta elini kaptırdın mı, kolun da gidiyor!'

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’nin brüt toplam dış borcu bu yılın ilk çeyreği itibarıyla 507 milyar dolara ulaştı. Hani, “Dış borç çok arttı” denildiğinde “İyi ama o borcun çoğu özel sektörün, devletle ilgisi yok” deniliyor ya, bu görüş düz mantıkla doğru tabii ki, merkezi yönetime ait olan borç başka. Özel sektörün dış borcunu ödemesi gerektiğinde bu durum yurt içinde kurlar üstünde bir baskı yaratmayacak gibi yaklaşılıyor ya, neyse; bugünkü konumuz o değil. Bugün merkezi yönetimin dış borcu üstünde duralım. Bakalım orada parlak bir tablo var mı?

Türkiye bir ekonomik program uyguluyor ve bu programa göre önümüzdeki dönemde enflasyonun daha da düşeceği, risk priminin daha da gerileyeceği, cari açığın ve bağlı olarak borçlanma ihtiyacının azalacağı ve bunun sonucu olarak Türkiye’nin daha düşük faizli borçlanma olanağı elde edeceği dile getirilmiyor mu; getiriliyor. Öyleyse bu koşullarda makul bir vadeyle borçlanmak ve uzun vadeli borçlanmaya uygulanan bu programının meyvelerinin toplandığı dönemde gitmek gerekmez mi? Dolayısıyla uzun vadeli borçlanmak; niye şimdi? Acaba asıl amaç yakın zamanda vadesi gelecek borçları ödemekte bir sıkıntı görülmesi ve bu borçları uzun vadeli kağıtlarla değiştirme isteği mi?

Girişte de belirttiğim gibi on yıl vadeli borçlanmaya gidilmesinin nedeni acaba yakın zamanda vadesi gelecek yüklü ödemeleri kağıt değişimi yoluyla ötelemek olabilir mi? Bu soruya iyi kötü bir yanıt verebilmek için hangi ay ne ödeneceğine bakmak gerekir. Acaba yakında yüklü ödeme var mı? Var! Bu yılın kasım ayı ile 2025’in şubat ve mart aylarında yüklü ödemeler var! Bu kasımda 3.7 milyar, 2025’in şubatında 3.5 milyar, martında yine 3.5 milyar dolarlık anapara ödemesi yapılacak. Kasım, şubat, mart sırasına göre 552 milyon, 608 milyon ve 726 milyonluk da faiz ödemesi var. Ayrıca 2025’in ocak ayındaki 926 milyon dolarlık faiz ödemesi de dikkati çekiyor. Bu sayıların özetini şöyle yapmak yanlış olmasa gerek: “Borçta elini kaptırdın mı, kolun da gidiyor!”

Alaattin Aktaş’ın yazısı