Hukuken var olan ama fiilen olmayan Boğaziçi Üniversitesi Aydın Doğan İletişim Enstitüsü’nün Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla kapatılması Basın Tarihi açısından beni 2009 yılındaki “asrın vergi cezası” olayına götürdü. AKP İktidarı ile Aydın Doğan Grubu arasındaki iplerin kopma aşamasına gelmesine neden olan Deniz Feneri Olayı’nı “Deniz Feneri’nin projektörleri” başlıklı yazıda anlatmıştım… Sonra bu gerginlik “asrın vergi cezası” olarak nitelenen bir aşamaya sıçradı. Doğan Holding’le iktidar arasında meydana gelen bu çatışmanın bir sonraki adımı ise 2009 yılında Holding’e kesilen rekor düzeydeki vergi cezası oldu. Faizleriyle birlikte söz konusu vergi cezası 4.8 milyar liraydı.
Doğan Holding’e kesilen vergi cezası, o döneme kadar görülmemiş bir meblağ içeriyordu. Kesilen cezanın boyutu grubu imha anlamına geliyordu. Nitekim kesilen vergi cezası, 2009 yılı Avrupa Birliği İlerleme Raporu’na da yansıdı ve basın özgürlüğüne yönelik bir tehdit olarak gösterildi. AKP’den önce de medya pek matah bir şey değildi… O zamanlar da “paşaların” emir komutasına uygun yayın yaparlardı… Çok insanın hayatını kararttılar, çok olayı sakladılar, çok olayı saptırdılar.
Ama bütün bunlara rağmen “okuyucuların ilgisini çekecek” gazeteler yapmak için uğraşırlar, “paşaların” önemsemediği olaylarda en ilginç haberleri ve başlıkları bulmak için yarışırlardı. İlgi çekebilmek için değişik görüşten yazarlara ve muhabirlere de yer açarlardı. AKP’den sonra basın “okuyucuyu” tamamen unuttu, renklilikten uzaklaştı, tümüyle kaba bir propaganda aracına dönüştü.