Mustafa Karaalioğlu: Birine gidip diğerine nazire yapmak maksadıyla dış politika olmaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir yandan Avrupa Birliği üyeliği talebimiz hala güçlü bir şekilde masada, öte yandan bu projenin zıddı BRİCS’e dahil olmak için utangaç girişimlerde bulunuyoruz. Aynı anda Avrupa ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için müzakere halindeyiz. Öte yandan Türkiye’yi -artık- Batı’ya bağlayan tek sözleşme olan NATO’dan çıkmayı bazen en üst düzeyde konuşmanın lezzetinden vazgeçemiyoruz. İsrail’e karşı bütün insani üniteleriyle direnen tek kuruluş olmasına rağmen Birleşmiş Milletler’i yerden yere vurma alışkanlığından bile vazgeçmiyoruz. Bütün bu tablonun özeti şudur. Ne yerimizi beğeniyoruz ne de gidecek başka yerimiz var…

Kendimize anlattığımız “oyun kurucu ve vurduğu yerden ses getiren ülke” hikayesine kendimizi de inandırmanın kaçınılmaz sonucunu yaşıyoruz. Muazzam bir kafa karışıklığı ve aynı anda çaresizlik hali. En nihayet dış ticaretimizin yüzde 40’ını Avrupa ile yapıyoruz ve onlardan aldığımız kadar da satıyoruz. Bilanço neredeyse başa baş. Şimdilerde heves ettiğimiz BRİCS’te, iki öncü ülke Çin ve Rusya ile ticaretimiz ise benzersiz bir açık veriyor. Çin’e 38 milyar Dolar’ın üzerinde açık veriyoruz, Rusya’ya karşı açığımız da 20 milyar Dolar’ı buldu. Yani sadece bu iki ülkeden ithalatımız ile ihracatımı arasındaki fark Türkiye’nin cari dengesini sarsacak boyuttadır. Üstüne bu ekonomiyle bir de BRİCS’e üye olursak açığın nereye gideceğini varın hesaplayın.

AB, NATO, BRİCS veya başka ittifaklar. Her nerede olacaksak veya olmak istiyorsak önce bunun sahici ve güvenilir bir üyelik temelinde olması zarureti vardır. Kafa karışıklığıyla, birine gidip diğerine nazire yapmak maksadıyla diş politika olmaz. Eldeki avantajları da yitiririz. Niye gittiğimiz bilinmeden, analiz edilmeden; o gidişin başka ilişkilerden ne götüreceği hesaplanmadan yapılan fevri hamlelerin sonucu bellidir. Hangi grupta olduğumuzu kendimize soralım, gerçekçi bir cevap alalım. Gerçekçi; yani komplo teorilerinden arınmış, hesabı kitabı yapılmış, bir cevap bulalım. Sonra istediğimiz ittifaka katılalım.

Mustafa Karaalioğlu’nun yazısı