Saygı Öztürk: Şimdiki mafya organizasyonları 20-25 yaş grubunda

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Önce onlara “Kabadayı” deniliyordu. Sonra ticarete girmeye başladılar. Siyasette, bürokraside, yargıda etkili oldular. Polis onları, onlar polisi ve taktiklerini biliyordu. “Baba” olarak bilinen kişilerin siyasette ve emniyette yakın dostları bulunur, hatta polisin aradığı bazı kişileri bizzat kendileri teslim ederdi. Şimdiki mafya organizasyonları 20-25 yaş grubunda. Kendilerine de farklı isimler veriyor, zaman zaman kendi aralarında da çatışıyorlar. Mafyanın doku değişikliğiyle gelir kaynakları da farklılaştı. Daha önce “Çökme”, çek, senet, kumar işleriyle uğraşılırken günümüzde bunların yerini yasadışı bahis, uyuşturucu bekçiliği aldı. Mafyanın şekli değişirken Emniyet de buna göre mücadele yöntemleri geliştiriyor. Dünün ve bugünün mafya örgütlenmelerini yakından izleyen, emekli olmasına rağmen Emniyet’teki gelişmelerden de haberdar olan bir isim gelinen durumu bize şöyle anlattı:

Yeni nesil yapılanmada 17-18 yaşında gençler kullanılıyor. Bunların ideolojileri falan da yok. Bu tür kişileri bulmak da kolay. Bunların önemli bir bölümünü polis tanımıyor. Bu yönden sıkıntı var. Ancak, gelişen teknolojiden yararlanıp bunların profilleri çıkarılıyor. Bunlar 2-3 milyona adam vuruyor. Eskiden organize suç üyesini polis bilirdi. Bu adamların beraber fotoğrafları olurdu. Bu kadar yeni gruplar çıkıyor, ister istemez bunlarla mücadele de zor oluyor. Çünkü adamı sen bilmiyorsun. Yeni nesilde mafyalarda yer alan bu gençlerin büyük bölümü hapçı. Bunlara eylem yaptırıyorlar. Bunların, eylem yapma olasılığı olan muhtemel hedefleri takip ediliyor. Gözden kaçan da oluyor. Şu anda, motosikletli gençler mafyanın gözdeleri. Bunlar takip ediliyor ama aralarında öngörülemeyen, polisin tanımadığı tipler de çıkıyor. Örneğin Sarallar ile Sedat Şahin grubu arasında bir mücadele var. Polis bunların hepsini tanıyor, kimin ne yapacağını öngörüyor. Gördüğüm kadarıyla Emniyet’te ağırlık bu bilinmeyen isimlerin üzerine gidilmesidir. Son dönemlerde bunların üzerinde yoğunlaşılıyor.

26 suç kaydı olan cani, polis memuru Şeyda Yılmaz’ı şehit etti. Bu kişi gözaltında tutulurken nasıl oldu da kaçmaya çalıştı. Nasıl oldu da, polis memurunun silahını alıp, o silahla polise ateş etti. Bunların kuşkusuz ayrıntılı bir biçimde soruşturulması, araştırılması gerekiyor. Nerede hata yapıldığının anlaşılması, benzer olayların yaşanmaması için idari soruşturmaların yapılması önem taşıyor. Polis katili caninin adliyeye götürülüş biçimi daha önce alışık olunmadık bir durumdu. Devlet, her dönemde gücünü gösterir. Yeter ki güvenlik güçlerimiz falanca tarikatın, filanca cemaatin adamı olmasın. Geçmişte yaşanan olaylardan ders çıkarılmalı, yeniden benzer olumsuzlukların yaşanmasına fırsat verilmemeli.

Saygı Öztürk’ün yazısı