Ceren Sözeri: Narin Güran cinayetinin tahayyüllerle konuşulması medyaya reyting, iktidara zaman kazandırıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yaklaşık bir aydır Narin Güran’ı konuşuyoruz. 21 Ağustos’ta kaybolan çocuğun cansız bedeni 19 gün sonra bulundu, şimdi hep birlikte katili arıyoruz. Sekiz yaşında bir çocuğun ölümü arada sosyal medyada ırkçı yorumlar yapılsa da hepimizi aynı üzüntüde birleştirdiği için gündemde kaldı; ancak bir diğer boyutu da medya sayesinde hiç bitmeyen merakı körüklemesi.

19 gün boyunca acaba sağ bulunacak mı diye merak etti insanlar. Bunda Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Selçuk Yıldırım’ın 28 Ağustos’ta “çemberin daraldığını” söyleyip “Çok kısa bir sürede inşallah Narin’imize, müjdesini bu millete gene burada da vermek isterim” sözleri etkili oldu. Sosyal medyada dolaşan sözde ihbarlar hiç sorgulanmadan haberlere taşındı. Sonunda kötü haber geldiğinde aramayı bırakıp “katil kim?” oyunu başladı. Hürriyet gazetesi örneğin, istikrarlı biçimde “akla takılan sorular” manşetleri yaptı.

Oysa gazeteciliğin en temel kurallarından biridir, gazeteci soru sormaz, cevapları arar, bulduğu cevapları doğrulatmaya çalışır, yanlış bilgiyi yaymaz. Bu vakada tam tersi oldu, ceset bulunduktan sonra topluma beyaz bir perde açıldı ve soruldu “Narin ne gördü de öldürüldü?” Narin’in aile üyelerinin neredeyse tamamı seks ve uyuşturucu ilişkileri içinde resmedildi. Medya sordu, sosyal medyada senaryolar yazıldı. Elde hâlâ olgulara dayanan bir bilgi yok. Buna rağmen sabah haberlerinden akşam tartışma programlarına kadar saatlerce bu olay konuşuluyor. En az konuşulan ise esas failler. Arabanız durdurulmadan bir şehirden diğerine geçemediğiniz, her yeri karakol, kale kollarla çevrili, düğünde halay çekenlerin dahi gözaltına alındığı coğrafyada bir çocuk 19 gün nasıl kaybedildi? İl Jandarma Komutanı neye dayanarak “müjde” verdi? Kamuyu yanıltmanın bir bedeli olacak mı? Zanlı ya da tanık ifadelerini özellikle iktidar medyasına kimler sızdırıyor?

Soruşturmadaki zafiyet konuşulmaya başlansa; 2008 ve 2016 yılları arasında 104 bin 531 çocuğun kaybolduğu, son sekiz yıldır kayıp çocukların verisinin açıklanmadığı, 2023 yılında 22 bin 59 kız çocuğu, üç bin 626 erkek çocuğun cinsel suç mağduru olarak resmi kayıtlara geçtiği tartışılsa Narin konusu da gündemden düşürülecek, esas failleri konuşanlar yayın yasakları, içerik engellemeler ya da cezalarla caydırılmaya çalışılacak. Oysa Narin Güran cinayetinin tahayyüllerle konuşulması medyaya reyting, iktidara zaman kazandırıyor.

Ceren Sözeri’nin yazısı