Emin Çölaşan: Böyle bir ülkenin sporcularından hele de olimpiyatta başarı beklemek mümkün mü?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Kulaklara fısıldanan bir cümle vardı:

“Paris olimpiyatlarında bugüne kadar aldığımız en görkemli sonuçları elde edeceğiz!”

İktidar medyası muazzam bir kampanya sürdürüyordu:

“Sporcularımız sayın cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda olimpiyatlara en iyi bir biçimde hazırlanmaktadır…”

Ekranlarda ve yazılı medyada görüntülerini izlemeye aylar öncesinden başlamıştık.

Spor salonlarının duvarları cumhurbaşkanıyla birlikte Spor Bakanı’nın büyük boy fotoğraflarıyla dolu idi.

Herhalde iyi niyetli sporcularımız bu fotoğraflardan güç ve ilham alıyor, kendilerini ona göre ayarlıyordu!

Sporcularımızı eğitmek ve müsabakalara hazırlamakla görevli olan federasyonlarımızı soracak olursak, birkaçı dışında her biri zaten AKP’nin potasında eritilmişti.

En somut örneği futbol…

Böyle bir ülkenin sporcularından hele de olimpiyatlarda başarı beklemek acaba mümkün olur mu?

Nitekim olmadı.

Tabloya bakıldığında madalya bilançosu Türkiye için çok ağır…

Buna hezimet bile diyebilirsiniz.

Olimpiyatlarda 200’den fazla ülke yarıştı.

Çeşitli dallarda 91 ülke madalya aldı.

O ülkelerden bazılarının haritadaki yerini bilmiyoruz, ismini bile duymuşluğumuz yok…

Biz ise ‘Türkiye yüzyılını (!)’ kutlamakta olan koskoca Türkiye Cumhuriyeti olarak sadece ve sadece sekiz madalya alabildik.

Üstelik bir tek altınımız bile yok.

Sadece üç gümüş ve beş bronz madalya.

Bayrağımız göndere bir kez olsun çekilmedi, İstiklal Marşımız bir kez olsun çalınmadı.

En umutlu olduğumuz güreşçilerimiz gibi ötekiler de bekleneni veremedi.

Yine de aynı şeyi ısrarla söylüyorum…

Bu olimpiyat oyunlarında dördüncü bile olsa, kadın voleybolcularımız ‘mahallenin namusunu’ kurtarmış oldu. 

Emin Çölaşan’ın yazısı