Son bir haftayı birbirini izleyen sansür kararları ve olası sansür sinyalleri ile kapattık. Instagram’ın 2 Ağustos’ta sansürlenmesini 5 Ağustos’ta yazılım projeleri için çevrimiçi dokümantasyon oluşturma ve barındırma hizmeti sunan Read The Docs’un engellenmesi izledi.
Tam bunları tartışıyorduk ki 7 Ağustos’ta Roblox sansürlendi. Bu sansür kararlarını TBMM Dijital Mecralar Komisyonu başkanının “TikTok’u da kapatmalıyız” temalı açıklaması ve RTÜK’ün sokak röportajlarını takibe aldıklarını belirten açıklaması izledi.
Dijital dünya söz konusu olduğunda ebeveynlerin endişeleri anlaşılmaz değil elbette. Ancak bu endişeden sansüre değil de çocuklarınızın dijital dünyada tükettiği içeriklere dair daha fazla ilgiye ulaşmanız gerekirdi. Dijital içeriklerin çocuklara etkileri sadece Türkiye’nin tartışma konusu değil.
Çocukları dijital dünyanın risklerine hazırlamak çaba gerektiren bir iş. Bu çabanın bir ayağı eğitim sisteminin sorumluluğunda. Müfredatın ve mevcut pratiğinin bu sorumluluğu ne kadar karşılayabildiği zaten bir tartışma. Ancak diğer ayağı da ebeveynlerin sorumluluğunda: Çocuklarınızın hangi oyunları oynadığını biliyor musunuz?
Bu oyunlara dair ne kadar bilginiz var? Oyunların hedef yaş grubu ne? Riskleri var mı? Varsa neler? Bu sorulara doyurucu yanıt verebilmek için bir miktar mesai yapmanız gerekecek. Bu mesai sırasında sadece çocuğunuz için değil çocuğunuzla birlikte eğlenerek vakit geçirebileceğiniz içerikler de bulacağınız neredeyse kesin.
Dolayısıyla soru aslında ister istemez şuna evriliyor: Çocuğunuz için yeterli ve gerekli vakti mi ayıracaksınız yoksa ayırmayıp kolay yoldan çözüm arayarak sansürü mü savunacaksınız?