Sinvar HAMAS’ın yeni siyasi büro şefi olarak seçildi.
Bu hamleyle birlikte İran Türkiye’yi bir kere daha devre dışı bıraktı. Aslında İran, Türkiye’nin yanı sıra Katar, Suudi Arabistan, Mısır gibi ülkeleri de devre dışı bırakıp Gazze krizi konusunda tek muhatabın kendisi olduğunu göstermiş oldu.
Sinvar’ın seçilmesi elbette birçok soru işaretini de doğurdu. Mesela, HAMAS’ın hem silahlı hem de siyasi kanadının Gazze’de olması örgüt açısından ne kadar güvenli? Radikal bir isim olarak bilinen Sinvar mevcut savaşın seyrini nasıl değiştirecek? Birçok insan Sinvar ile birlikte uluslararası ateşkes girişimlerinin tamamen suya düştüğünü de savunuyor. Bu görüşe ben de katılıyorum ancak HAMAS’ın başında diplomasi yanlısı Haniye varken de o ateşkes süreçlerinin pek işe yaramadığını unutmamak gerek.
Velhasıl 7 Ekim saldırısının ardından başlayan ve Sinvar’ın HAMAS’ın başına geçmesi ile devam eden süreç iyice İsrail-İran mücadelesine dönüştü. Gazze savaşını bitirmemek için elinden geleni yapan Netanyahu’nun Sinvar kararından çok memnun olduğunu söylemek yanlış olmaz muhtemelen.
Sonuç olarak Gazze krizinde yeni, gerilimin bölgeye taştığı ve daha kanlı günlerin kapıda olduğu yeni bir eşiğe girdiği söylenebilir. Elbette bu süreçte bölgesel güçler nüfuz peşindeyken olan yine Gazze’de sıkışıp kalmış ölüm sırasını bekleyen Filistinlilere olacak.