Yakup Kepenek: Erdoğan'ın İsrail'e gireriz sözlerine güçlü bir biçimde karşı çıkılmalıdır!

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Başkan Erdoğan’ın İsrail’e gireriz sözlerine, kayıtsız-koşulsuz, amasız-fakatsız, olabildiğince güçlü bir biçimde karşı çıkılmalıdır!

Öldürüldüğü saatlerde büyük stratejist (!) Ahmet Davutoğlu, “Haniye Meclis’te konuşmalı” çağrısı yapıyordu. Onun öldürülmesinden sonra, Başkan Erdoğan’ın “yan çiziyor” diye azarladığı Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın, 14-15 Ağustos’ta ülkemize gelmesi ve 1 Ekime kadar tatile girmiş olan Millet Meclisi Genel Kurulunda 15 Ağustos’ta bir konuşma yapacak olması; Haniye için 2 Ağustos günü “milli yas ilanı”; aynı gün,  Diyanet’in “Ayasofya’da “gıyabi cenaze namazı” çağrısı ve bu bağlamda Instagram ile iletişimin AKP tarafından kesilmesi  tamamıyla yanlıştır.

Bu ülkenin “tamamıyla barışçı hak arayanları” 1 Mayıs’ta olduğu gibi, acımasızca engellenirken, kimi dinci parti ve toplulukların İsrail karşıtı “savaş çağrılarıyla” halkı sokağa çağırması da asla doğru değildir.

Çünkü, son bir hafta gibi çok kısa bir zamanda yaşananlar, AKP-MHP iktidarının  yıllardır uyguladığı Siyasal İslamcı dış politikanın zararlı sonuçlarıdır. Gidiş, ülkenin özellikle güvenliği ve ekonomisi için daha da yıkıcıdır.

Şurası çok açıktır ki, AKP-MHP iktidarı,  İsrail çıkışını, ülke içinde çok geniş bir cephede vermekte olduğu iç savaşları kazanmak, ülkedeki baskıyı daha da artırmak; halkın açlığını ve işsizliğini unutturmak;  kısaca,  arkasındaki “safları sıklaştırmak” amacıyla yapıyor.

Kurtuluşun ve Kuruluşun Lideri, “yurtta barış, dünyada barış”  anlayışını bu ülkenin dış politikasının temeli yapan;  “vatanın kurtuluşu için değilse savaş bir cinayettir” diyen;  ülke halkını “ulus” bilincinde birleştirerek “din ve mezhep kavgalarının dışında tutmayı başaran Mustafa Kemal Atatürk’ün bu konuda da “yol göstericiliği” belirleyici olmalıdır.

Yakup Kepenek’in yazısı