Yusuf Karadaş: Bu 'normalleşme' Kürtlere karşı işbirliği yapılan günlere geri dönmekten ibaret

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Erdoğan iktidarının Suriye ile normalleşme girişimlerinin diğer bir hedefi de büyük bir yıkıma uğrayan/uğratılan Suriye’nin yeniden inşasından pay almak ve yeni ticaret yolları pazarlığında avantaj elde etmek olduğu söylenebilir ki buna Suriye yönetimi de fazlasıyla ihtiyaç duyuyor.

Türkiye’de yaşam koşulları giderek ağırlaşan halk kesimleri arasında bu sorunun kaynağı olarak mültecileri görme eğiliminin güçlenmesi de iktidarı bu konuda adım atmaya zorluyor.

Peki, Erdoğan iktidarı Suriye ile normalleşmeden söz ederken Suriye’yi yıkıma uğratan ve bütün bölge için tehdit yaratan politikasından vazgeçiyor mu?

Şimdiye kadar bu konuda ne yapılmış bir açıklama ne de atılmış bir adım bulunuyor.

Aksine Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Kapsamlı bir normalleşme ve güvenlik ortamının sağlanması konusunda elimizden gelen desteği vermeye hazırız ve ancak bunlar yapıldıktan ve sınırlarımızın güvenliği tam olarak sağlandıktan sonra gerekirse çekilmeyi düşünebiliriz” diyor.

Yani Kürt özerk yönetimi söz konusu olunca “Suriye’nin toprak bütünlüğü”nü ağızlarına sakız edenler iş kendilerinin cihatçı gruplarla birlikte işgal altında tuttukları bölgelere gelince “Gerekirse çekiliriz” açıklamasını yapıyorlar.

Erdoğan iktidarı bir yandan Suriye topraklarını işgal altında tutmak, ÖSO/SMO adı altında bir araya getirdiği cihatçı grupların himayesini sürdürmek ve İdlib’de Türk askerini el Kaide’nin devamcısı HTŞ’ye kalkan yapmaya devam etmek ama öte yandan da Suriye yönetimi ile “normalleşmek” istiyor!

Bu “normalleşme” Kürtlere karşı iş birliği yapılan günlere geri dönmekten ibaret görünüyor.

Bu noktada ‘ara buluculuk’ rolüne soyunan CHP ve Özel, daha önce açıkladıkları “Dış politikada Türkiye’nin çıkarlarını savunmak” adına iktidarın bu politikasına arka mı çıkacak yoksa gerçekten Suriye ve bölgede barışa hizmet edecek bir politikayı mı savunacak?

Mesela CHP, iktidarın Kürt sorununu Irak ve Suriye’de askeri operasyonlar üzerinden çözmeye çalışan ve sorunu büyütmekten başka bir sonuç üretmeyen politikasına karşı çıkarak sorunun Meclis çatısı altında müzakere yoluyla ve barışçıl-demokratik temelde çözümü yönünde açık bir tutum alabilecek mi?

Yusuf Karadaş’ın yazısı