İbrahim Kiras: Siyaset tarihinde AK Parti dönemi biterken

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sonuç itibarıyla AK Parti seçmeni bütün yanlışları denemiş ve hepsini tüketmiş oldu. Uzun vadeli vaatleri de duygusal mesajları da dini ve milli konulardaki çağrıları da cevapsız bırakmadı son on yıl boyunca. Ama nihayet ekonomiyle ilgili kısa vadeli vaatlere sıra geldiğinde ip koptu. İktidara açmış olduğu krediyi artık kapatma zamanının geldiğini anladı.

Aslında AK Parti kendi iktidarının ilk 10 yılında gerçekleştirdiği icraatın karşılığında aldığı krediyi kullanıyordu bugüne kadar. Kredinin vadesi çoktan dolmuştu ama arada gerçekleşen (PKK’nın hendek teröründen FETÖ’nün darbe girişimine kadar) olağandışı gelişmeler yüzünden seçmen bu vadeyi her seferinde biraz daha uzatmıştı.

AK Parti iktidarlarının ilk on yılıyla sonraki yılları arasındaki tenakuz değerlendirilemeden ilk on yılın kredisinin anlamı ve önemi anlaşılamaz.

Çünkü belirli bir dönemden itibaren adım adım kolektif yönetimden “reis yönetimi”ne geçilmesi neticesinde birbirinden tamamen farklı iki ayrı tablo çıktı ortaya.

Mesela ilk yıllarda uygulanan politikalar halka bir nebze nefes aldırmışken, sonraki dönemde zenginin daha fazla zenginleştiği, fakirin ise daha fazla fakirleştiği bir süreç başladı. İlk on yılda mevcut olan refahın tadını çıkaran “orta sınıf” giderek eriyip bugün yoksul sınıfların bir parçasına dönüştü.

Daha ziyade entelektüellerin dert ettiği otokrasi, anayasal kurumların etkisizleştirilmesi, denge ve denetlemenin ortadan kaldırılması, yargı bağımsızlığının tarihe karışması, güçler ayrılığının bitirilmesi gibi yanlışlarla birlikte ulaşılan bir tablo ekonomideki durum aslında.

Şu da bir başka gerçek: AK Partinin kendi ilk on yılıyla kavgasının sonucu bu. Çünkü AK Parti’nin “bugün”ü özellikle son on yıldır kendi “dün”üyle kavga ediyor. O günün anlayışıyla, o günün felsefesiyle, o günün parti yapısıyla, o günün kadrolarıyla, hatta ve hatta o günün parti tabanıyla…

İbrahim Kiras’ın yazısı