Hediye Levent: Türkiye'nin yanı başındaki İdlip'te 10 binlerce cihatçı var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ankara açısından Şam ile normalleşmeyi zorunlu kılan bazı şartlar kendini dayatmaya başladı.

Mesela:

-Türkiye’de ciddi bir ekonomik kriz varken Suriye’nin kuzeyinde binlerce asker bulundurmak ciddi bir maliyet. Buna ek olarak Milli Ordu adı verilen silahlı grupların maaşları ve masrafları ile birlikte Suriye’nin kuzeyine yapılan askeri çıkarmaların bütçeye yükü giderek artıyor. Bu konuda, daha doğrusu herhangi bir konuda şeffaflık olmadığı için Türkiye’nin Suriye’de asker bulundurmasının ve silahlı gruplara akıttığı finansal desteğin tutarını hâlâ bilmiyoruz.

-Elbette en önemli faktörlerden biri güvenlik ki bunun da 3 boyutu var. Birincisi Türkiye’nin yanı başındaki İdlip’te sıkışıp kalmış on binlerce cihatçı var. İdlip meselesinin çözülmesini ABD ve Avrupa ülkeleri istemiyor çünkü buradaki cihatçıların ve ailelerinin dünyaya dağılmasından korkuyor. Ancak Ankara-Şam arasındaki normalleşme sürecinin başlaması İdlip’teki cihatçıların da “Bize ne olacak?” kaygısı ile hareketlenmesine sebep olacaktır.

İkincisi, Türkiye’nin desteklediği silahlı grupların normalleşme süreci çerçevesinde bekası ve tepkileri. Şam bu grupları terörist olarak nitelendiriyor ve uzlaşmak ya da müzakere etmek istemiyor. Zaten bu grupların bünyelerindeki silahlı militanların, Şam af çıkarsa bile, Türkiye’de yaşamak isteyecekleri açık. Bu nedenle normalleşme sürecinde somut gelişmeler sağlanırsa on binlerce silahlı adamın ve ailesinin Türkiye sınırına yığılması beklenebilir. Bu nedenlerle Türkiye, Şam ile ilişkileri normalleştirerek Suriye’nin kuzeyindeki silahlı grupların Esad yönetimine yani Suriye ordusuna vs. entegre edilmesini hedefliyor.

Üçüncüsü, Suriye’nin kuzey doğusunda ABD’nin desteklediği ve Kürtlerin çekirdeğini oluşturduğu siyasi ve askeri yapılar. Suriye’deki kaotik sürecin devam ettiği her bir günü kendi lehine kullanan bu yapılar varlıklarını daha da sağlamlaştırıyor. Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantıları olarak nitelendirdiği bu yapılara karşı askeri operasyon dahil bütün yollara başvurmaya hazır olan Ankara, Şam ile birlikte hareket etmek istiyor. Ancak Şam Suriye’deki Kürtlere karşı askeri yöntemleri tercih etmiyor. Ayrıca meselenin diğer tarafında da Amerika var. Açıklamalara bakılırsa Ankara, Şam ile normalleşme sürecini başlatarak Suriye Kürtlerine karşı cepheyi genişletmek istiyor.

-Ankara-Şam temaslarını zorunlu kılan önemli sebeplerden bir diğeri de Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar. 2011’in başından beri siyasi bir kart olan ve iç siyaset kozu olarak da kullanılan Suriyeli sığınmacılara karşı toplumsal tepki ırkçılığın yükselişine doğru tehlikeli bir tırmanışa geçti. AKP tabanında da huzursuzluğa sebep olan bu meseleyi Esad yönetimi ile kısmen de olsa çözmek isteyen Ankara, Türkiye’deki Suriyelilerin bir kısmını Suriye’ye geri göndermeyi umuyor. Ancak Suriye’yi tam anlamıyla boğan Amerikan yaptırımları devam ederken, korkunç bir ekonomik kriz giderek derinleşirken iki başkent arasındaki bir normalleşmenin sığınmacıların dönüşünü sağlaması olası değil.

Hediye Levent’in yazısı