“T24 Ankara Temsilcisi Gökçer Tahincioğlu’nun hazırladığı ’20 soruda Abdi İpekçi cinayeti: Türkiye’nin cezasızlık tarihinin özeti’ dosyasına göre, 1995’te Almanya’da MİT tarafından sorgulandığı, tutanakların imha edildiği anlaşıldı.
Belçika’da geçen yıl farklı bir suçtan tutuklandığı, ancak Türkiye’ye iade dosyasının yargılamada dikkate alınmadığı ortaya çıktı.”
Gökçer Tahincioğlu, konuyla ilgili yazdığı ikinci bir yazıda, dava delil yetersizliğinden dolayı düştükten sonra dosyaya giren ve emniyetin görüşme zabıtları olduğunu teyit eden belgeden kan dondurucu bölümler yayınladı.
Ve yazısını şöyle bitirdi:
“Bir başka ülkede olsa Özbey’in ölümü üzerine dosyalar açılır, aydınlatılmamış, bugün işlenen cinayetlerin taşlarını döşeyen cinayetlerin neden cezasız bırakıldığı tartışılırdı. Devletin gölgesi olmadan ayakta bile duramamalarına rağmen kahraman ilan edilenleri kimlerin koruduğu açığa çıkartılırdı.
Öyle olmadı.
Abdi İpekçi’den bugüne uzanan cinayetler, kurbanların suçlu ilan edilmesi, tetikçilerin kahramanlaştırılması…
Cezasızlık bile değil mesele artık.
Mesele artık bunların üzerinde bile durulmaması…”
Uyuşturucu ve cinayet sarmalı içine zincirlenen ülke, bu zincirleri kırabilecek mi?
Kırılmasını istemeyenler mi Suriye kartını açtı?
Daha büyük cinayetlerle, katliamlarla Sinan Ateş cinayetini unutturmak, bu işin üstüne gidenleri susturmak mı istiyorlar?
Basın tarihini incelediğimizde her cinayetin yeni cinayetlere giden yolu genişlettiğini görüyoruz.
Ama bu yolun da bir sonu var.
Oraya yaklaşmış görünüyoruz…
Ya buradan sapıp başka bir yola gideceğiz ya da bu yolun sonundaki uçuruma düşeceğiz.