Ülkü Ocakları eski başkanlarından S. Ateş Ankara’nın orta yerinde gündüz vakti öldürüldü.
Dün ilk duruşması yapıldı. İlgi merkezi olması doğal.
Siyasal bir cinayet işlendiği su götürmez, ancak bu kez de dört başı mamur bir komedi izliyoruz.
Sanıklar solcu ya da Kürtse sinekten yağ çıkarmaya çalışarak uydurma gizli tanıklarla uydurma kanıtlar yaratma uğraşına giren savcılar, bu cinayette herkesçe bilinen kanıtları iddianameye bile almadı. Ülkü Ocakları ile MHP’nin doğrudan cinayetle ilişkili olduğunu bilmeyen yokken bunun sözü edilmesi bile yasak. Bahçeli AKP’den desteğini çekeceği tehdidini savurdu bu nedenle. Oysa bir MHP milletvekili apaçık olayın içinde. Cinayetle doğrudan ilişkili birini evinde barındırıp polise vermiyor. Ülkü Ocağı yöneticileri istihbarattan Ateş ile ilgili bilgi alarak cinayeti de anbean takip ediyor. Bırakın yargılanmayı tanık olarak bile ifadeye çağrılmıyorlar. İddianamede adları geçmiyor!
Siyasal cinayet AKP ile MHP arasında sorun olunca, eski MHP’li eski “başbuğ” A. Türkeş’in AKP’li oğlu “Babamın partisi böyle bir suçla özdeşleştirilemez” dedi. “Türk milliyetçiliği bu meselenin bir paydaşı değildi”, asla olamazdı!
Tuğrul Bey, olayla ilişkisinin hiçbir mahkeme tarafından örtülemeyeceği MHP’li ve Ülkü Ocaklıları nasıl ve nerede gizleyecek peki? Bahçeli ve sair MHP yöneticileri bağırıp çağırarak cinayetle ilgilerini gizleyemez.
S. Ateş bir ÜO başkanı mıydı? Başkanıydı. Sonradan görüş ayrılıkları dolayısıyla ÜO ve MHP ile arası açıldı mı? Açıldı. Öldürüldü mü? Öldürüldü. Olayla bağlantılı ÜO’lu ve MHP’li yok mu? Var. Gerisi teferruat.
Eee, nasıl açıklanacak bunlar?
Tuğrul Bey, “babasının partisi”ni şirinleştirme peşinde. Buna masum bir baba sahiplenmesi denemez. “Babasının partisi”, MHP yani pek iyi bir şeydiyse beyefendi neden ayrılıp AKP’ye geçti? Sadece ikbal için mi?
Öyle diyelim. Peki, “Davadan döneni vurun!” diyen Eski “Başbuğ” Türkeş değil miydi? İşin ciddiyetini belirtmek için “Ben dönersem beni de vurun” diye ekleyen yine o değil miydi?
Her şey kitaba uygun yani! Sadece “kanun” kitabına uydurulması, “minareye kılıf” hazırlanması kalıyor geriye.