Melih Şabanoğlu: Türkiye aşırı politize, bu nedenle Portekiz mağlubiyetini çoğu kişi kulüp kimliği üzerinden açıklıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de kamuoyu aşırı politize, bu nedenle de aşırı bir kamplaşma ve kutuplaştırma var. Bunun futboldaki karşılığı kulüp taraftarlığının futbol analizinin önüne geçmiş olması.

Bu nedenle Türkiye’nin Portekiz’e karşı neredeyse hiçbir varlık göstermeden yenilmiş olmasını çoğu futbolsever kulüp kimliği üzerinden açıklıyor. Bu da elde edilen yenilgiyi bir yenilginin ötesine taşıyor.

Naçizane ben şöyle düşünüyorum. Türkiye ulusal takımını oluşturan futbolcuların büyük bir çoğunluğu için başta Cristiano Ronaldo olmak üzere Bernardo Silva, João Cancelo, Bruno Fernandes, Rúben Dias gibi isimler, beraber fotoğraf çektirmek isteyecekleri, mümkünse imzalı formasını almak isteyecekleri uluslararası şöhrete sahip futbolcular. Kanımca Türkiye takımının oyuncuları zihinsel olarak maça iyi hazırlanılmadığı için Portekizli futbolcuların uluslararası şöhreti ve kalitesinin ağırlığı altında ezildiler. (Türkiye’nin kendi kalesine attığı ve maçı bitiren gol bu zihinsel baskıyı yansıtıyor fikrimce.)

Eğer bir analoji yapmam gerekirse Türkiye Gürcistan maçında bir tür Çanakkale ruhunu sahaya yansıtırken Portekiz karşısında Balkan savaşı sırasında görülen panik ve bozgunun bir benzerini yaşadı. O nedenle Gürcistan galibiyeti bir galibiyetten daha fazlasıydı, Portekiz yenilgisi de bir yenilgiden fazlası.

Gerçek şu ki üst tura çıkmak için Çekya maçında Türkiye’ye bir puan yetiyor. Ancak burada önemli bir sorun var; Portekiz yenilgisinin ifrat tefrit parantezi içinde cereyan eden tartışmaları, Türkiye’nin Çekya karşılaşmasına yeterince iyi hazırlanamaması sonucunu doğurabilir. Bu da Türkiye’nin 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası macerasının sonu olabilir.

Montella’nın ve yöneticilerin bu krizi nasıl yönettiğini Çekya maçında göreceğiz.

Melih Şabanoğlu’nun yazısı