Hakkâri Belediyesine kayyum atayıp Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ı cezaevine koyan Erdoğan iktidarının tehditleri sonrasında kuzey ve doğu Suriye’de (Rojava) 11 Haziran’da yapılması planlanan yerel seçimler de ağustos ayına ertelendi. Rojava özerk yönetiminin 11 Haziran’da 7 kantonda yapmayı planladığı yerel seçimleri “Ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz bir eylem” olarak tanımlayan Erdoğan, “Bir ‘teröristan’ kurulmasına azla izin verilmeyecek” diyerek bu seçimlere karşı ‘operasyon’ tehdidinde bulunmuştu. Erdoğan iktidarının müdahale tehdidinden sonra ABD’den “desteklemiyoruz” açıklaması gelmiş ve ardından da seçime giren bazı partiler seçimlerin ertelenmesi yönünde başvuru yapmıştı.
Rojava yerel seçimlerinin ertelenmesinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile askeri olarak iş birliği yapan ancak Rojava özerk yönetimini siyaseten tanımayan ABD’nin tutumunun etkili olduğu görülüyor. Çünkü ABD emperyalizmi cephesinden yapılan “Seçimler için uygun koşulların olmadığı” ve “ABD’nin bu konudaki görüşlerinin ilgili aktörlere aktarıldığı” açıklaması, Rojava’nın Erdoğan iktidarının olası operasyonları karşısında savunmasız bırakılması anlamına geliyordu.
En büyük destekçisi olduğu İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü işgal ve saldırılar nedeniyle bölgede gerilimin oldukça yüksek olduğu bir dönemde ABD emperyalizmi, bölgenin bir başka noktasında yeni gerilim ve çatışmaların yaşanmasını istemiyor. ABD’nin Erdoğan iktidarının hassasiyetlerini gözetmesinin arkasında iki temel nedenden söz edebiliriz: Birinci olarak ABD emperyalizmi, politik eksenine daha fazla bağlanmaya ve bu temelde bölgede yeni roller (Özellikle İran’ı dengeleme bakımından) üstlenmeye çalışan Erdoğan iktidarı ile ilişkileri bozmak istemiyor. İkincisi de birincisiyle bağlantılı olarak ABD emperyalizmi, NATO liderler zirvesinin kapıda olduğu bir süreçte Erdoğan iktidarının Karadeniz ve Kafkasya’da Rusya’ya karşı daha açık bir pozisyon almasını istiyor ve bunun için Irak ve Suriye’deki Kürt hassasiyetini pazarlık unsuru olarak kullanmanın hesabını yapıyor.
Burada özerk yönetimden hoşnut olmasa da Esad yönetiminin Rojava’da yapılması planlanan yerel seçimler karşısındaki sessizliğine de dikkat çekmek gerekiyor. Elbette Esad yönetiminin bu sessizliği, en büyük destekçileri olan Rusya ve İran’ın bölge politikalarından bağımsız açıklanamaz. Yine Erdoğan yönetimi ve ABD’nin aksine Rusya ve İran’ın 11 Haziran seçimleri karşısında sessiz kalmaları, fiili bir ‘onay’ ya da en azından bu süreci Suriye yönetimi ve Kürtlerin uzlaştırılmasının bir adımı olarak kullanmak istedikleri biçiminde yorumlanabilir.
Ağustos ayına ertelenen Rojava yerel seçimlerinin bu kez yapılıp yapılamayacağı, yapılırsa nasıl sonuçlar doğuracağı sorularının yanıtlarının bu iki aylık süreç içinde bölgede yaşanacak siyasi gelişmelere göre belirleneceğini şimdiden söyleyebiliriz.
Öte yandan Erdoğan’ın Rojava’daki yerel seçimleri “Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz bir eylem” olarak değerlendirip operasyon tehdidinde bulunmasına rağmen Suriye yönetiminin bu seçimler karşısında sessiz kalması, aslında sorunun da Erdoğan iktidarının derdinin de Suriye’nin toprak bütünlüğü olmadığını görmek/göstermek için yeterlidir.