Deniz İpek: Afet planları acilen gözden geçirilmeli

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Endüstriyel yangın ve patlamaların rapordaki sektörel dağılımına bakıldığında; daha önceki yıllarda olduğu gibi metal, tekstil, ağaç, kağıt, mobilya, kauçuk ve plastik sektörlerinde yoğunluk görülüyor. Tüm yangın ve patlamaların en az yüzde 72’si bu dört sektörde gerçekleşmiş. Kimya Mühendisleri Odasının tespit ettiği endüstriyel yangın ve patlamalardan yaklaşık olarak üçte birinin tutuşturma kaynağı tespit edilmiş. Tutuşturma kaynağı tespit edilen yangın ve patlamalarda, elektriksel kıvılcım kaynaklı olanlar ön plana çıkıyor. Elektrik tesisatlarının periyodik bakım ve kontrollerinin yapılmaması, elektrikli çalışmalarda iş güvenliği kurallarının ihlal edilmesi, elektrik kaynaklı yangınların artmasına sebep oluyor. Mekanik kıvılcım ve aşırı ısınma kaynaklı olan kazalar da diğer tutuşturma kaynağı olarak dikkat çekiyor.

Endüstriyel yangın ve patlamalar incelendiğinde sektöründen bağımsız olarak geri dönüşüm ve atık bertaraf tesisleri, yangınların en sık görüldüğü tesis türlerinden. 2023 yılı içerisinde atıkların çeşitli amaçlarla toplandığı tesislerde 51 yangın tespit edilmiş. Bu tesislerde düzensiz istiflemenin yaygın olması, kağıt, karton, plastik vb. yanıcı maddelerin çoğunlukta olması gibi sebepler yangın ve patlamaları arttırıyor. Atık ve geri dönüşüm tesislerinde denetimler mutlaka arttırılmalı. Rapor; uygun şartlarda depolama, ayrıştırma kurallarına dikkat edilmesi, tesise getirilen tüm maddeler tanımlı olması, elektrik tehlikeleri ve yangın tesisatının işlevselliğinin göz önünde bulundurulmasına dikkat çekiyor. Endüstriyel yangın ve patlamaların tesis içerisinde gerçekleştiği bölümler incelendiğinde ise bölümü tespit edilen 213 yangın ve patlamanın 84’ünün depolama yapılan depo ve silo bölümlerinde gerçekleştiği görülüyor. Oluş şekli itibarıyla birçok yangın ve patlama elektrik tesisatındaki sorunlar, kapalı ve sınırlandırılmış alanlardaki çalışmalardaki uygunsuzluklar, malzemenin veya ekipmanın aşırı ısınması, yanıcı gaz ve sıvıların uygun şekilde depolanmaması, kaynak vb. açık alevle yapılan işlerde kurallara uyulmaması ve periyodik bakımların yapılmaması gibi önlenebilir sebeplerle meydana geliyor.

Endüstriyel yangın ve patlamaların en çok gerçekleştiği il olan İstanbul’da yangın ve patlamaların ilçelere dağılımına bakıldığında, özellikle kimya sanayinin yoğun olduğu Tuzla ve sanayi sitelerinin yoğun olarak bulunduğu Arnavutköy-Başakşehir-Esenyurt üçgeninin ön plana çıktığı görülüyor. Arnavutköy, Başakşehir, Tuzla ve Esenyurt ilçelerinde çıkan yangın ve patlama olayları, İstanbul’daki toplam yangın ve patlama olaylarının yarısını oluşturuyor. Bu ilçelerde sanayi tesisleri ve diğer fabrikaların yaşam alanlarından tam anlamıyla soyutlandığı söylenemez. Bu durum, endüstriyel yangın ve patlamaları toplumsal bir sorun haline dönüştürüyor.

Maraş depremi sonrası Maraş depreminden çok Marmara depremini konuşuyoruz. Türkiye’nin endüstrisinin merkezi olan Marmara Bölgesi’nde hangi tesislerin Seveso III Yönergesi (büyük endüstriyel kazalar) kapsamına girdiğini, yönetmelik kapsamına girsin veya girmesin yaşadığımız alanlarda hangi tehditlerin olduğunu ve riskleri hâlâ bilmiyoruz. Afet planları acilen gözden geçirilmeli, planların halkla paylaşılması, afet planlarına halkın katılımını sağlayıcı yerel yönetim planları geliştirilip yeniden hazırlanmalı ve tatbikatlar yapılmalı.

Deniz İpek’in yazısı