Melih Altınok: AYM'nin, bu iptal kararlarını 'oybirliğiyle' aldığı da göz ardı edilmemeli

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Küçük haberler hâlinde medyada yer bulan bu hareketlenme, dün Anayasa Mahkemesi’nin, 2018 tarihli Kanun Hükmünde Kararname’nin bazı hükümlerini iptal etmesiyle su yüzüne çıktı; kamuoyunun dikkatini çekti.

Özellikle iki başlık üzerinde duruluyor.

İlki, mahkemenin rektör atama yetkisinin Cumhurbaşkanı’nın elinden alınması için CHP’nin yaptığı başvuru üzerine verdiği iptal kararı.

Görüşlerini aldığım üst düzey yargı bürokratları, Cumhurbaşkanı’nın rektör atama yetkisinin iptal edilemeyeceğini, çünkü yetkinin Anayasa’nın 130. Maddesi’nden doğduğunu söylüyorlar.

Anladığım kadarıyla iptal edilen rektör atama usulü. Nihayetinde Cumhurbaşkanı yine atama yapacak ama YÖK’ün görüşü alınsın, YÖK aday göstersin veya geçmişte olduğu gibi seçim olsun şeklinde birtakım unsurlar eklensin isteniyor. Bu düzenleme de kanunla yapılsın deniyor.

AYM’nin tartışılan ikinci kararı ise Merkez Bankası Başkanı’nın atanmasıyla ilgili.

Burada da AYM’nin rektör ataması kararında olduğu gibi, Cumhurbaşkanı’nın yetkisine yönelik esas bakımından bir iptal yok.

AYM’nin geçmiş dönemlerinde aldığı kimi kararların ve demokrasi ile siyasetin alanını daraltan sonuçlar doğurduğuna şahit olanların refleksleri normal. “Yeniden mi?” diye soruyorlar.

Diğer değişiklikleri ayrıntılı olarak araştırmadım, ancak tartışılan iki karar özelinde hukukun zorlandığına dair bir iz göremiyorum.

Mahkemenin gerekçeleri de AYM’nin meseleye “esastan” girdiği eski dönemlerde olduğu gibi siyasi değil, usul yönünden.

Sezer döneminde atanmış ideolojik tavırları öne çıkan tek bir üyenin kalmadığı AYM’nin, bu iptal kararlarını “oybirliğiyle” aldığı da göz ardı edilmemeli.

Melih Altınok’un yazısı