Bir kan değişimine ihtiyaç olduğu gerçek. Ama AK Parti’yi kurtaracak olan bu değil. Bu bir kadro değişimi olur. Aspirin tedavisi gibi. Ama AK Parti’de sorun çok daha köklü. O nedenle sağlam bir yol haritasına ihtiyaç var.
Tekrar altını çizmek istiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmelerinden çıkardığım sonuç, politika ve uygulamalarda çok köklü bir değişime hazırlanıyor. Buna bir paradigma değişimi diyebiliriz.
Erdoğan’ın kabinede ve partide değişimde kararlı ifade ediliyor. Ama burada önemli bir fark var. Erdoğan’ın, bu değişimin paradigma değişikliğine uygun olarak yapılmasının doğru olacağı kanaatinde olduğu söyleniyor. Yani Erdoğan değişimi koltuk değişikliği olarak değil, paradigma değişikliği olarak görüyor. Önce paradigma değişimi sonra ona uygun kadrolar.
Erdoğan’ın değişime böyle geniş bir perspektiften bakması sağlık işareti.
Tabii bunların dışında da çalışmalar yapılıyor. Fikir üretim merkezi gibi çalışan kadrolar var. Fikirler demlenme sürecinden sonra kamuoyu ile paylaşılacak. Ancak bir politika seti olarak ortaya çıktığında heyecan uyandıracağına inanıyorum. Yeni bir yol haritası ortaya konulacak.
AK Parti’deki değişim çabalarını hep iç politika ile sınırlı tutuyoruz ama çizilen yol haritasının bir ayağını da küresel bir çıkış arayışı oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası bir toplantıda insanlığa çağrı yapması bekleniyor. Erdoğan uluslararası sorunlarda öne çıkan bir lider ve insani diplomasinin dünyadaki temsilcisi konumunda olması nedeniyle küresel bir çağrı yapması yadırganmaz. Tam tersine Gazze ve Ukrayna sürecinde buna ihtiyaç var.
Bu da Erdoğan’ın paradigma değişiminden sadece iç politikayı anlamadığını gösteriyor. Erdoğan, daha köklü bir değişime hazırlanıyor.
Ama tekrar ifade edeyim bu bir ‘değişim için değişim’ olmayacak. AK Parti’nin değerleri üzerine inşa edilecek bir paradigma değişikliği olacak.
Aslında bir yönüyle de AK Parti kaybettiklerini kendi değerlerinde arıyor diyebiliriz… Adı Adalet ve Kalkınma olan bir parti. Referansı kendi içinde. Herkes için adalet, herkes için kalkınma, herkes için özgürlükler. Erdoğan “Türkiye’nin geleceği de daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlüktedir” diyerek çerçeveyi çizdi. 28 Şubat’tan mahkûm olan emekli generallerin affedilmesi bunun ilk halkasıydı. Cumartesi Anneleri’nin Taksim’de eylem yapmalarına 5.5 yıl sonra izin verilmesi bunun ikinci halkasıydı.
Üçüncü sırada Osman Kavala ve Gezi’den dolayı mahkûm olanlar olabilir. Sonra bu zemin üzerine yeni bir siyaset inşa edilecek.