Sultan Özer: Çete-mafya-devlet ilişkileri konusunda Meclis tamamen devre dışı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye kamuoyunda çok tartışılan pek çok yolsuzluk, facia, katliam, bombalama gibi olaylara ilişkin Meclis araştırma komisyonları kurulmuş ve aylarca süren çalışmalar sonunda komisyon raporları yayımlanmıştır; Horzum, Türkbank yolsuzluğu, İSKİ yolsuzluğu, hayali ihracat, telekulak dinlemeleri, RP’li Süleyman Mercümek’in adı ile anılan yolsuzluk, Metin Göktepe, Uğur Mumcu, Madımak Katliamları vb. Susurluk,  Şemdinli Kitabevinin bombalanması, Aladağ Kız Yurdu yangını, 6 yaşındaki çocuğun zorla evlendirilmesi, maden kazalarına ilişkin komisyonlar gibi… (Şemdinli komisyon raporu basılmadı diye hatırlıyorum.)

Şimdilerde ise bu tür komisyonların kurulmasına ilişkin önergeler AKP ve MHP ittifakı ile reddediliyor. İliç maden faciasına ilişkin komisyon ise adeta zorlama ile sürekli gündemde tutularak geç de olsa kuruldu. Ancak iktidarın bu tür komisyonları kurmaktan kaçındığı da bilinen bir gerçek.

Son dönemlerde Susurluk benzeri, belki onu da aşan şekilde çete-mafya-siyaset ilişkileri ortalığa saçıldı. Suç Örgütü Lideri Sedat Peker’in ifşaları gibi… Siyasilerin adının da geçtiği bu ilişkiler Meclis kulislerinde, koridorlarında konuşulsa da ne bir araştırma ne de soruşturma komisyonları kuruluyor. Siyasetçi, aynı zamanda hukukçu da olan bir haber kaynağım ile salı günü Mecliste karşılaştık. Susurluk sürecini de iyi bilen, ’90’lı yıllarda önemli hak ihlali ve çete-mafya ilişkilerine ilişkin davaları da takip eden bu hukukçu da dile getirdi:

“90’lı yıllarda bile bu kadar sıkıntı yoktu. O yıllarda Mecliste araştırma komisyonları kuruluyor, raporlar yayımlanıyordu. Bu raporlar yargılamalar için çok önemli belgelerdi. Birçok yargılama bu raporlar sayesinde oldu. Bunu bilen iktidar, yeni dönem Meclisi iyice devre dışı bırakmış durumda. Özellikle devlet içi çete yapılanmaları, çete –mafya- devlet ilişkileri gibi Susurluk benzeri ilişkiler konusunda Meclis tamamen devre dışı kalmış durumda.”  

Bu komisyonların ve raporlarının önemini de şöyle dile getirdi: “Dolayısıyla bizim şu anda yararlanabileceğimiz belge yok. Türkiye niye BM’nin gri listesinde. Çünkü bu kadar çok çete ve mafya ile iç içe geçmiş devlet ancak gri listede olabilir. O gri listeden çıkmak için şimdi sürekli uğraşıyorlar. Ama bunlar hep birbiri ile bağlantılı. Kara paranın bu kadar çok dolaştığı bir ülke gerçekliği var ve bu durumda gri listeden çıkması da mümkün değil…”

Hukukçu haber kaynağım Mehmet Ağar ve Süleyman Soylu dönemini de kıyasladı: “Mehmet Ağar ne demişti, ‘Bütün bunları devletin bilgisi dahilinde yaptık.’ Şimdi Süleyman Soylu da aynı şeyi söylüyor. Haber Türk’te çıktığı yayında bunu açıkça söyledi ve ‘Ben bilgi dışında bir şey yapmamışım’ dedi.  

Ancak araştırma komisyonları; soruşturmalar Meclise gelmiyor. Meclis tamamen devre dışı kaldığı için biz tam ne olduğunu öğrenemeyeceğiz. Bu dönemin böyle bir kötü tarafı var. O beğenmediğimiz ’90’lı yıllarda bile devlet mekanizması iyi kötü çalışıyordu. Şu anda o mekanizma tamamen devre dışı, Meclisin tamamen devre dışı bırakıldığı bir dönemi yaşıyoruz.”

Sultan Özer’in yazısı