Siyaset yorumcusu Levent Gültekin onlarca gazeteciyle Roma’ya giden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nu topa tuttu: “Babanın parasıyla mı götürüyorsun?” Gültekin’e göre mesele ‘yandaş yaratmak.’

İmamoğlu’nun geçen hafta ‘2027 Avrupa Oyunları, İstanbul’un imza töreni için 36’sı gazeteci 69 kişilik bir heyetle yaptığı Roma ziyareti hem ‘israf’ hem de ‘gazeteci-siyasetçi ilişkisi’ açısından eleştiri konusu.

Medya ombudsmanı Faruk Bildirici bugünkü yazısında İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun’a “Roma gezisine davet ettiğiniz gazetecilerin harcamalarını İBB mi karşıladı?” diye sorduğunu, şu karşılığı aldığını aktardı:
“Bu soru ne yazık ki gazetecileri aşağılayan bakıştır; yani Türkiye’nin başarısını gözlemleyip yazacak gazeteciler etkinlik masraflarını düşünerek gerçeği yazmayacaklar mı?
Biz gazetecileri, bizim ya da partimizin propagandası için davet etmedik. Türkiye ve İstanbul’un başarısına ortak olmaları için davet ettik.“
Bildirici, yazısında Ongun’a katılmadığını da belirtip eleştirilerini sıraladı.

Gültekin: Babanın parasıyla mı?
Siyaset yorumcusu Levent Gültekin YouTube yayınında iğneyi seyahate katılan gazetecilere çuvaldızı İmamoğlu’na batırdı:
Ahbap çavuş ilişkisi
“Katılanlara da saygısızlık etmek istemem içlerinde tabii ki düzgün gazetecilik yapanlar da var. Ama T24 gibi Diken gibi Gazete Duvar gibi önemli, saygılı, saygın muhalif gazetecilerden çağrılan yok.
Benim anladığım bu biraz ahbap çavuş ilişkisi. İmamoğlu’nun danışmanı, yanılmıyorsam Murat Ongun’un kiminle ahbap çavuş ilişkisi kurmuşsa onları daha çok böyle şeylere davet ediyorlar. Tamam olabilir. Bir Saraçhane medyası yaratıyor olabilirler. Bu anlaşılır bir şey kendi düzlemlerinde. Fakat bir belediye başkanı hangi sıfatla uçak kiralıyor ve 43 gazetecinin otel uçak… Uçak kiralamak mesela… Hangi sıfatla? Dünyanın neresinde bir belediye başkanı böyle bir toplantıya belediye gelirli kaynağından bizim paramızla uçak kiralayacak gazetecilerin her birinin otel masrafı 20-30 bin TL olduğu söyleniyor, gidiş geliş…
Bu Erdoğan takliti. İmamoğlu benim anladığım kadarıyla insanların zihninde cumhurbaşkanlığı imajı yaratmaya çalışıyor. Fakat kötü bir cumhurbaşkanlığı. Yani Tayyip Erdoğan’ın kopyası olarak şatafat, hesap verirlikten uzak, devlet imkanlarıyla. Biz demek ki İmamoğlu cumhurbaşkanı olduğunda biz Erdoğan’ı 13 cumhurbaşkanlığı uçağını arayacağız.
Böyle bir toplantıya sporla ilgilidir üç beş saygın sporla ilgili muhabiri alırsın götürürsün. Onu da tarifeli uçakla yaparsın zaten. Ama siyasi yorumcuyu da götürmüşsün, siyaset uzmanını da götürmüşsün, bir kanalın genel müdürünü de götürmüşsün… Bu tamamen kendine bir medya yaratma, ama bizim paramızla. Bu bize bir şey işaretini veriyor, İmamoğlu‘nun ülke parası yani kamu kaynağı hassasiyeti diye bir hassasiyetinin olmadığını gösteriyor. Bu bir siyasetçide bulunabilecek en kötü hasletlerden biri.
Finlandiya cumhurbaşkanı buraya NATO üyesi diye kabul edilmek üzere görüşmeye Türkiye’ye görüşmeye tarifeli uçakla geliyor ama bizim cumhurbaşkanımızın 13 özel uçağı var… Belediye başkanımız da uçak kiralıyor. Ama aynı zamanda bu ülkenin emeklisi 10 bin TL maaş alıyor, asgari ücretlisi 17 bin TL alıyor, 40 milyon 50 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor, en az 30 milyon insan açlık sınırı altında yaşıyor… Halk yoksullukla boğuşurken koltuğuna oturanlar devletin imkanlarıyla kendilerine siyasi kariyer inşaa ediyorlar.

Burası dingonun ahırı değil ki
Ülke büyük bir yıkımın eşiğinde, mülteci akını ayrı bir sorun, eğitim ayrı bir sorun, yoksulluk ayrı bir sorun, içerdeki hukuksuzluk ayrı bir sorun. Beyefendi (İmamoğlu) kendine bizim paramızla bugünden cumhurbaşkanlığı şeyi yapıyor. Burası dingonun ahırı değil ki… Erdoğan bu yanlışları yaptığı için ülke bu durumda. Aynı yanlışları İmamoğlu yapacaksa bir farkı yok ki. O yüzden bunları bunları kabul edemeyiz, itiraz etmemiz lazım, sesimizi yükseltmemiz lazım, hadlerini bildirmemiz lazım, hesabını sormamız lazım. Bu tarz siyaset anlayışı büyük bir felaket, kim olursa olsun bu. İmamoğlu olsun Erdoğan olsun. Hadlerini bilmeyi öğrenmeleri lazım, bu ülkenin kaynaklarına el uzatmamayı öğrenmeleri lazım. Bu ülkenin milyonlarca emeklisi 10 bin liraya ay sonunu getirmeye çalışırken eli böyle özel uçağa gidecek cesareti bulamaması lazım.
Cumhurbaşkanı yurt dışı gezisine gittiğinde 10 15 kişi götürüyor, ülkenin belediye başkanı 43 kişi götürüyor. Babanın parasıyla mı götürüyorsun? Cebinden mi veriyorsun? Bu bonkörlük nereden geliyor? Kim verdi böyle bir hakkı sana?
Şuna güveniyor: Erdoğan karşıtlığı bu ülkede öyle yüksek bir kredi ki onun karşısındaki ‘Ben muhalifim, ne yaparsan yapayım seçmenin benden başka gidebilecek bir yeri yok…’ Bu rahatlığı verdik ona. O rahatlık aynı zamanda onu da çürütüyor. Bu rahatlık olmazsa daha dikkatli davranacak.
Ben gitmezdim herhalde. Sebebi şu: Benim işim değil, spor şeyi değilim. Ben aktif gazeteci, muhabir değilim, siyaset yorumcusuyum. İmamoğlu‘nun benim fikirlerime ihtiyacı varsa İstanbul’da da görüşürüm.
Yani tatsız bir durum. Giden gazetecilerin de bunu sorgulamaması, bir kısmının, ‘Ben niye gidiyorum, neyin parçasıyım…’
Mesele yandaş yaratmak
O gazeteciler İmamoğlu’ya burada görüşemiyor mu? İmamoğlu bu insanları bu götürdüğü gazetecileri İstanbul’da dönem dönem ağırlayıp fikirlerini almayı bilmiyor mu? Hayır mesele o değil. Mesele yandaş yaratmak. Çünkü böyle insanları böyle işlere davet ettiğinizde bir süre sonra aleyhinize yazamaz hale geliyor çünkü orada bir hukuk oluşuyor doğal olarak. Yazamaz hale getirme çabası. T24’ten kimse yok, Diken’den kimse yok. Gazete Duvar’dan kimse yok. Niye? Çünkü biliyor T24 yeri geldiği zaman beni eleştirebilir, biliyor Diken yeri geldiği zaman benim aleyhime bir şey yapabilir, Burada bir yanlış yaratma ve daha çok ahbap çavuş… Murat Ongun kiminle dostsa… El ense çekiliyorlarsa birbirlerine…
Sefa sürme döneminde miyiz? Biraz ayıp biraz insan utanır… Bu hangi parayla yapılıyor sorusunu bence o gazetecilerin her birinin sorması lazım. Bunu hangi parayla yapıyorsunuz? Beni hangi kimin parasıyla ağırlıyorsunuz kendi gezinizde? Kimse sormadı gördüğüm kadarıyla.“