Özel sessiz kaldı, iki taraf da “sızdırma haberler”le durumu kamuoyu dikkatine sunma yoluna girdi. İşte boş koltuk konuldu, konuldu ama Özel de cevabını verdi, verince de iktidar (Erdoğan) iadeyi ziyaret ile hemen durumu düzeltti. Fakat Özel’in görüşmeye dair açıklama yapmaması, neyin mücadele ve neyin müzakere olduğuna dair belirsizlik üretmekten başka işe yaramadı. Üstelik Erdoğan “açıklama”yı yaparak ziyaretin inisiyatifinin süreci başlatan Özel’de değil kendisinde olduğunu ilan etti.
“Bundan önceki süreçlerde bu tür (maalesef) adımlar atılmadı” dedi Erdoğan, CHP genel başkanı Özgür Özel’in ziyaretine işaret ederek, oldum olası ziyaret edilmeyi bekliyormuş da kimse adım atmıyormuş gibi. Ardından iadeyi ziyaret arzusunu beyan ederek ekledi: “Ve ilk fırsatta da bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum.” Yani Özgür Özel kendisini ziyaret ederek başlatmış değil yumuşamayı ama ziyaretiyle başlama vuruşunu kendisinin yapması imkanını sağlamış. Anlaşılır tabii, bir şey başlayacaksa Erdoğan başlatır, bitecekse Erdoğan bitirir.
Yumuşama? Ne yumuşayabilir? Sert bir şey olması lazım ki yumuşasın. Sertlik çok gerçi, işte 1 Mayıs. Polisin tutumu mu yumuşayacak?
Hiçbir hukuki norm, usul ve muhakeme ile açıklanamayacak şekilde hapiste yatanlar var: HDP’liler, Gezi mahkumları, Selçuk Kozacağaçlı, Osman Kavala filan… En son yargı akıl almaz bir kararla mesela Barış Terkoğlu’nu hapse atmak istediğini ilan etti. Katı bir anti-hukuk mengenesi içinde memleket, bu mu yumuşayacak? Milletvekili Can Atalay, HDP liderleri Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ile diğer HDP’liler Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel filan mı tahliye olacak, pardon bilader filan diyerek?
Açlığa, yoksulluğa mahkum edilen emekliler, işçiler, memurlar, köylüler mi ihya edilecek? Ne yumuşayacak?