“Bir film ne kadar uzun olmalı?” sorusunun net bir cevabı yok. Bu soruyu Martin Scorsese, Steven Spielberg, Quentin Tarantino ya da Denis Villeneuve’e sorduğunuzda muhtemelen sizi film konusunda cahil olmakla suçlayacaklardır. Bir sanatçıyı kısıtlayamazsınız.
Bir yönetmen filminin uzunluğunu gerekçelendirebildiği sürece herhangi bir filmin ne kadar uzun olabileceğinin gerçekten bir sınırı yoktur. 2005 yapımı animasyon filmi ‘Valiant’ı ele alalım. Gary Chapman’ın bu tuhaf İkinci Dünya Savaşı filmi 76 dakikada seyirciye istediği her şeyi verebilmişti. Film bu yönüyle en kısa uzun metraj filmi özelliğini taşıyor. Öte yandan, David Lean’in 1965 yapımı Birinci Dünya Savaşı’nın ve Rusya’daki Ekim Devrimi’nin zorluklarından bahseden romantik destan filmi ‘Doctor Zhivago’yu düşünün.

Sinema tarihinde pek çok örnekte görüleceği gibi bir film gerçekten de yönetmeni ne kadar isterse o kadar uzunlukta olur. Far Out’tan Calum Russell izlemeye değer 10 çok uzun filmi derlemiş.
1. A Brighter Summer Day. Edward Yang, 1991: 3 saat 57 dakika
Tayvanlı film yapımcısı Edward Yang, 2007’deki ölümünden önce ‘Yi Yi’, ‘Du li shi dai’ ve ‘A Brighter Summer Day’ gibi klasiklere imza atmış modern sinemanın en büyük yönetmenlerinden biri olarak biliniyor. En iyi filmlerinden birisi kabul edilen 1991 yapımı ‘A Brighter Summer Day’, iki çete arasındaki şiddetli çatışma ortasında kalan genç bir çocuğun romantizm ve daha fazlasını içeren ergenliğe giriş hikayesini anlatıyor.
Yang’ın filmi neredeyse dört saatlik uzunluğuyla korkutucu görünebilir fakat güzel çekilmiş ve sürükleyici hikayesine bir kez girdiğinizde gözünüzü ayırmakta zorlanacaksınız.
Fragmanı:
2. As I Was Moving Ahead Occasionally I Saw Brief Glimpses Of Beauty. Jonas Mekas, 2000: 4 saat 48 dakika
Jonas Mekas’ın deneysel çalışması ‘As I Was Moving Ahead Occasionally I Saw Brief Glimpses of Beauty’, listedeki en uzun dördüncü film. Kendi hayatının biyografik değerlendirmesi olan film son derece samimi. 30 yıllık özel ev çekimi görüntülerini kullanarak zamanı ve mekanı aşan hikaye izleyiciyi derin bir hayranlığa sürüklüyor.
Mekas’ın güzel kurgulanmış filmi bir yaşam serüveni, sizi melankolik, mizah dolu ve hareketli imgeye hayran kalacağınız bir yolculuğa çıkartıyor.
Fragmanı:
3. Eureka. Shinji Aoyama. 2000: 3 saat 37 dakika
Shinji Aoyama’nın ‘Eureka’sı 3 saat 37 dakika uzunluğunda ama bu filmin de listedeki diğer filmler gibi izlemeye değer olduğunu düşünüyoruz. Ölümcül bir otobüs kaçırma olayından sağ kurtulan travma geçirmiş bir grup kişinin korkularını yenmek ve kırılmış benliklerini onarmak için yeniden bir arada yolculuğa çıkmalarını anlatan filmde bir seri katilin kol gezdiği farkedilince işler karışıyor. Aoyama’nın filmi son derece karmaşık ve duygusal bir dram.
Kiyoshi Kurosawa’nın klasik filmi ‘Cure’da da rol alan Koji Yakusho’nun başrolünde oynadığı Eureka, keder ve ciddi travmaların psikolojik sonuçlarını rahatsız edici perspektiften gösteren bir başyapıt.
Fragman:
4. Jeanne Dielman, 23, quai du Commerce, 1080 Bruxelles. Chantal Akerman, 1975: 3 saat 22 dakika
Belçikalı yönetmen Chantal Akerman modern sinema dünyasında uzun zamandır tanınıyor. 1975 yapımı ‘Jeanne Dielman, 23, quai du Commerce, 1080 Bruxelles’ filmi genellikle Akerman’ın en iyi filmi kabul ediliyor. Yakın zamanda Sight & Sound tarafından yapılan bir ankette tüm zamanların en iyi filmi de seçilen 3 saat 22 dakikalık film ince ayrıntılarla dolu, yavaş ve sağlam bir feminist başyapıt.
Jeanne Dielman’ı Delphine Seyrig canladırdığı filmde beklenmedik bir olay hayatını değiştirene kadar ergenlik çağındaki oğluyla hayatını sürdüren yalnız bir dulun hikayesi anlatılıyor.
Fragman:
5. Lord of the Rings: The Return of the King (Extended Edition). Peter Jackson, 2003: 4 saat 12 dakika
Herkesin ‘Yüzüklerin Efendisi’nin dört saatlik versiyonunu izletmeye çalıştığı bir arkadaşı vardır. Üç saatlik orijinal versiyonu izlemiş olduğunuzu biliyoruz ama bize güvenin, genişletilmiş versiyonu da zaman ayırmaya değer. Peter Jackson’ın epik fantezi üçlemesinin son filmi olan ‘The Return of the King’te, Aragorn, Gandalf, Legolas ve ekibin geri kalanı Mordor’un yaratıklarına karşı son direnişlerini sergiliyor.
Her biri fantastik serinin hikayesine güzel bir şekilde katkıda bulunan bir sürü ek sahneyle Jackson’ın genişletilmiş versiyonlarının her biri, üçlemenin ne kadar yetkin bir şekilde çekildiğini kanıtlıyor. Orijinal film kadar sevgiyle hazırlanmış genişletilmiş versiyon, bir sürü yeni materyali sizlere sunuyor.
Fragman:
6. Near Death. Frederick Wiseman, 1989: 5 saat 58 dakika
Bu listedeki filmler arasında en zor ikna edebileceğimiz filmin bu olduğunu düşünüyoruz. Amerikalı ünlü belgeselci Frederick Wiseman’ın yaklaşık altı saat süren filmi ‘Near Death’, Boston Massachusetts’teki Beth Israel Hastanesi’nde hayatlarının son anlarını yaşayan hastaların hikayesini anlatıyor. Wiseman filmde hastaların yanı sıra doktorlara ve hemşirelere de odaklanıyor.
Filmi izlemesi kolay değil. Ama Wiseman’ın objektifin önündeki yaşamın zahmetsizce ortaya çıkmasına izin verme şekli yoğun, duygusal ve şaşırtıcı derecede aydınlatıcı bir film ortaya çıkarmış.
Fragman:
7. Once Upon a Time in America. Sergio Leone, 1984: 3 saat 49 dakika
1984 yapımı suç klasiği ‘Once Upon a Time in America’da Robert De Niro, Elizabeth Mcgovern, Joe Pesci, James Woods ve Jennifer Connelly rol alıyor. 35 yıl sonra şehrine dönen ve burada geçmişinin günahlarıyla yüzleşmek zorunda kalan eski bir içki yasağı dönemi gangsterinin hikayesi anlatılıyor.
Öbür suç klasikleri kahramanlarının şiddete düşkünlüğünü parlatıp dururken Leone’nin filmi, her bireyin şiddet dolu geçmişindeki dehşeti yansıtmayı tercih ediyor ve bu bir hayalet hikayesini andıran bir gangster filmi ortaya çıkarıyor.
Fragman:
8. Sátántangó. Bela Tarr, 1994: 7 saat 19 dakika
2000 yapımı ‘Werckmeister Harmonies’ ve 2011 yapımı ‘The Turin Gorse’ gibi modern klasiklere imza atmış Macar yönetmen Bela Tarr, belki de adını hiç duymadığınız en iyi modern yönetmen.
Büyük bir ödemenin arifesinde eski bir iş arkadaşlarının geri döndüğünü gören batmış çiftçilerin hikayesini anlatan epik bir dram olan ‘Sátántangó’, 1994’te yapılmış yedi saatten fazla süren bir film. Kasvetli ve yavaş ilerleyen bir film olmasına rağmen Tarr’ın yönetmenliği filmi izletiyor. Siyah beyaz çekilmiş film ustaca kurgulanmış bir görsel içerik ve sürükleyici bir ses düzeni sunuyor.
Fragman:
9. Shoah. Claude Lanzmann, 1985: 9 saat 26 dakika
Claude Lanzmann’ın ‘Shoah’ı listedeki en uzun film ama aynı zamanda en mükemmel film olabilir. Film şimdiye kadar yapılmış en iyi belgesellerden biri değil, tüm zamanların en önemli filmlerinden biri kabul ediliyor. Holokost’un dehşet verici olaylarını tanıkların, hayatta kalanların ve hatta faillerin doğrudan anlatımlarıyla aktaran Shoah bir tarihi belge.
İzleyicisine haklı olarak pek çok soru sorduran belgesel, Holokost’un dehşetini inceleyip değerlendirerek böyle bir zulmün gerçekleşmesine nasıl izin verildiğini sorguluyor.
Fragman:
10. The Sorrow and the Pity. Marcel Ophüls, 1969: 4 saat 11 dakika
İkinci Dünya Savaşı’nın dehşeti o kadar büyük ki Marcel Ophüls’ün ‘The Sorrow and Pity’ belgeselinin dört saatten fazla sürmesi hiç de şaşırtıcı değil. Mayıs 1940’ta Nazilerin işgaline Fransız halkının verdiği çeşitli tepkileri inceleyen Ophüls’ün dönüm noktası niteliğindeki belgeseli, izleyiciyi benzer bir tehdit karşısında nasıl tepki vereceği konusunda sorgulayarak işgal altındaki yaşama dair benzersiz bir bakış açısı sunuyor.
Kuşkusuz İkinci Dünya Savaşı hakkındaki en iyi belgesellerden olan The Sorrow and Pity mutlaka izlenmesi gereken bir yapım. Film izleyenleri 1940’lara götürüyor ve savaş zamanındaki yaşamla ilgili eşi benzeri görülmemiş bir bakış açısı sunuyor.
Fragman: