Yerel seçim gündeminin yoğunluğuyla gözden kaçırmayalım. Son aylarda Türk dış politikasında önemli bir ivmelenme dönemine girdik. Bir dizi gelişme peşi sıra ve birbirini güçlendirecek şekilde gerçekleşiyor.
Türk diplomatik hareketliliği birbirini bütünleyen bir mahiyet sergiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türk dış politika yapıcıları günümüz uluslararası sistemindeki kaotik gidişatı okuyor ve yaptıkları stratejik değerlendirmelerle dosyaları birbirleriyle irtibatlarını da gözeterek ele alıyor. Buna bağlı olarak normalleşme politikası birçok dosyada stratejik ortaklıklara dönüşüyor. Komşularla gerginliklerin yerini sorunlara ortak çözüm arayışı ve güçlendirilmiş işbirliği alıyor. Mevcut ittifak ilişkileri korunarak denge politikasının imkânları maksimize ediliyor. Güç boşluklarında inisiyatif alınarak Türkiye’nin yurtdışındaki askeri varlığı güvenlik, istikrar ve ekonomik işbirliği üreten konuma getiriliyor. Güvenlik, savunma sanayisi, enerji ve ticaret birbirini tamamlayan sektörler olarak Türkiye’nin dış politika hedeflerine katkı veriyor.
Diplomasi bütün bu alanları koordine ederek “çarpan etkisi” oluşturuyor.