Kulağa çok saçma (…) gelmiyor!

H. AYHAN TİNİN

Sanat da var / Tiyatro

insanatinart@gmail.com

Aslında kulağa çok saçma geliyordu!

Yeni küresel düzen…

Bir virüs nedeniyle evlere kapanan/kapatılan insanlık…

Yapay zekanın bildiğimiz ya da öngördüğümüz sınırları aşması…

İnsanlığın/İnsanların çalışan ve para sayan robotlar biçimine dönüştürülüp, var oluşun bütün anlamını yitirmesi…

Küresel kapitalizm ya da vahşi kapitalizm diye bir şeyin, insanı insanlığından çıkartırken normalleştirilmesi…

Bir yanda kök hücre enjeksiyonuyla yaşlanmayı geriye döndüren tıp, diğer tarafta yalnızca aç kaldığı için ölen çocuklar…

Dünyanın bir ucunda, insanlığın ürettiği toplam gelirin yüzde seksenine sahip kişi ya da şirketler diğer yandan, kıtlık ve “İnsanlar çok kalabalık oldu bu dünya yetmez” cahil ve sahtekar söylemleri…

1950’li yıllarda ortaya çıkan, ülkemizde özellikle Samuel Beckett kalemiyle tanınan, Türk Tiyatrosu’nda ise Güngör Dilmen’in ‘Canlı Maymun Lokantası’ yapıtıyla hayat bulan absürt tiyatro; işte böyle “Yok artık!” denilen her şeyin aynı anda gerçekleşmesi üzerine, tiyatro sanatının kendini bulduğu bir ifade yöntemiydi.

Bu çılgın dünyada değerini hiç yitirmedi.

Geçtiğimiz akşam Tatavla Sahne’de seyrettiğim ‘Kulağa Çok Saçma Ya Da Uzak Bir İhtimal Gibi Gelmiyor‘, absürt tiyatronun, bir Türk yazarının kaleminden çıkmış iyi ve yeni örneklerinden biriydi…

Canan Kübra Birinci metnin hem yazarı hem de oyuncusu. Gülşah Yeşilot ise sahnede oyuncu olarak yer almış… Her ikisinin de sahne enerjisi çok başarılıydı.

Tatavla Sahne’de küçük bir seyirci topluğunun karşısında seyrettiğim oyun, daha geniş entelektüel bir kitleyi, oyundan sonra üzerine tartışma ve konuşmayı sürdürmek için bekliyor! Bir sonraki gösterimi 2 Nisan’da Koma Sahnesi’nde.

Oyun distopik bir dünyanın bilinmeyen bir zamanında ve bilinmeyen bir ülkesinde iki giydiricinin umarsız öyküsünü anlatıyor.

Her gün Başkan’ın giysilerini temizleyip, ütüleyip törende giymek için gelip almasını bekleyen iki umarsız insanın, sonsuz kez tekrarlanan tekdüze günlerinden birine tanık oluyoruz metin boyunca…

Absürt, insanlığın büyük ve aptalca yıkımı ikinci dünya savaşı sonrasında ortaya çıkmış bir tiyatro akımı.

Eğer bu kadar saçma ve anlamsız, akla ve mantığın hareketine sığmayan bir durum insanlık tarihine eklemlendiyse “İnsanoğlu gerçekten neyin peşinde?” sorusunun yanıtı arayan yapıtlar ortaya koyar absürt… Tiyatronun geleneksel düzenini ve kurallarını bozarken seyircinin de konforunu bozar. Soruyu sorarken, yanıtı olmadığını bilir.  J.L Barrault gibi yönetmenler, Beckett, İonesco gibi yazarlar, hatta Türk Tiyatrosu’nda Güle Güle Godot‘ oyunuyla (Işıklar içinde uyusun) Ferhan Şensoy absürt tiyatronun sınırlarında yapıtlar ortaya koymuştur.

Günümüzde, özellikle de tiyatromuzda genç heyecan ve heveslerin üst düzeyde olduğu, seyircinin ise giderek izleme/düşünme kalitesinin düştüğü bugünlerde ‘Dream Team Academy&Theatreın bu cesur seçimini kutluyoruz.

Küçük salonlarda büyük heyecanlarla tiyatro yapmanın ne güç koşullarda gerçekleştiğini, ancak yaşayanlar bilir. Ticari kaygıları bir yana bırakmış kahramanlardır tiyatro emekçileri… Ve biz Konfüçyus’tan bu yana biliyoruz ki bir yerde kahramanlara ihtiyaç varsa, durum gerçekten kötüdür.

Bu bağlamda ‘Kulağa Çok Saçma Ya Da Uzak Bir İhtimal Gibi Gelmiyor‘ oyununa katkı veren herkesi kutluyoruz.

Ne zamandır buradayız? Bu işe ihtiyacımız var! Pes etme… Ya işimiz olmazsa, sokaklarda kalırız!

Önce korku ve kaygı nesnelerini/olgularını yaratan sistem sonra bunlar üzerinden toplumları ve bireyi kontrol etmeye başlar… Giderek bu uygulama o kadar güçlü biçime dönüşür ki, insanlar neyi neden yaptıklarını bile unuturlar. Yalnızca alışılmış bir ezber içinde benzeyen davranışları sürdürürler. Çünkü baktıkları zaman diğeri de öyle yapıyordur. Yani herkes aynı saçmalığın ve aptallığın içindeyse sorgulamaya bile gerek yoktur!

Uyuyalım geçer!

Sistem en güzel ve kaliteli uyku bombalarını da hazırlamıştır.

Sonuçta tek başına kalabildiği nadir zamanlarda içine dönen insan, “Bir şey olsun da yaşadığımızı hissedelim” diye düşünmeye başlar.

Oysa dışarı çıkma korkularını yenebilecekleri güne kadar hiçbir şey olmayacaktır.

Rahatsız da olsanız, içiniz de acısa zaman zaman bu oyunu seyredin.

Belki sahnedeki aynaya bakarsınız!