Herkesin içinde bir parıltı var, parıltını bul

BERNA KAYTAZ

@bernakaytaz

Bir yıl geride kalırken yeni yıl için hayaller kurarız çoğu zaman. Bitirdiğimiz yıl olmasını isteyip de gerçekleşmeyen ne varsa gerçekleşsin diye yeni yıla büyük bir yük bindiririz. Mucize bekleriz. Tıpkı Joe Gardner gibi…

Ortaokulda müzik öğretmenliği yapan, kendini tatminsiz hisseden, takıntılı caz tutkunu Gardner, bir caz grubunda caz piyanisti olmanın hayalini kurar. Caz grubuna dahil olmak için katıldığı seçmede başarılı bulunan Joe Gardner, tam hayal ettiği gibi caz grubuyla sahne alacaktır ki kaotik New York sokaklarında heyecanla dolaşırken bir kanalizasyon çukuruna düşer. Bu çukur aslında farklı bir dünyaya açılıyordur…

Great Before‘ adlı yaşam öncesi bu dünyada gözlerini açan caz öğretmeni Joe Gardner’ın, hayat amacını bulması gerekir. Joe Gardner, yaşam öncesi dünyada, henüz içindeki parıltıyı, kıvılcımı bulamamış ve bu yüzden dünyaya inmek istemeyen asi, küçük ruh Yirmi İki ile tanışır. Yirmi İki’nin içindeki ışıltıyı bulmasına yardımcı olması Joe Gardner’in dünyaya dönüş biletidir.

Küçük ruh Yirmi İki’ye ilham olması için kendi hayatından kesitler gösterirken Joe Gardner fark eder ki heyecan ve gurur duyacağı bir hayatı olmamıştır. Hayatının parıltısını bulamamış binlerce kayıp ruh arasından bu küçük ruh Yirmi İki ile beraber Joe Gardner kendi hayat parıltısını ve amacını arayışa başlar.

En İyi Animasyon Filmi‘ dalında Altın Küre Ödülü kazanan Pixar’ın ‘Soul‘ isimli 2020 yapımı animasyon filminde Joe Gardner karakterinin başına gelenleri izlemek, biten yılın muhakemesini yapıp hayatı sorgulamak için eğlenceli ve düşündürücüydü benim için.

Filmin ilham kaynağı, caz piyanisti Herbie Hancock ile müzik efsanesi Miles Davis’in bir konseri. 1963 yılında caz piyanisti Herbie Hancock, bir gece sahnede trompet üstadı Miles Davis ile çalarken, Miles’ın solosu sırasında şarkılardan birinin ortasında çok yanlış bir akor çalar. Her şeyi mahvettiğini ve o muhteşem geceyi enkaza çevirdiğini düşündüğü sırada Herbie Hancock, Miles’ın nefes alarak ustaca birkaç notayla akoru düzelterek yanlış olanı değerli bir şeye dönüştürmesini izler.

Caz tarihinde şehir efsanesi olarak yayılan bu hikayeyi öğrenen filmin yönetmeni Pete Docter, bunun iki müzik efsanesinin muhteşem hikayesi olmasına rağmen hayata dair bir metafor işlevi gördüğünü belirtiyor. Müzisyen Miles Davis’in bu anıda anlatılan tutumu, tam da onun hayat felsefesi. “Hatalardan korkma, çünkü gerçekte hata yoktur. Yanlış bir notaya bastığınızda bunun iyi mi kötü mü olduğunu belirleyen bir sonra bastığınız notadır” diyen Miles Davis, hayata devam etmek için cesaret verir.

Stevie Wonder, Lenny Kravitz, Prince gibi dev müzisyenlerle çalışan multi enstrumanist besteci Jon Batiste tarafından yazılan filmin müzikleri ‘En İyi Orijinal Müzik’ dalında Altın Küre ve Oscar ödülüyle onurlandırılır.

Pixar Animasyon Stüdyoları tarafından üretilen müzikal, animasyon filmi Soul’un baş rolünde izlediğimiz caz müzik öğretmeni Joe Gardner, Afrikalı-Amerikalı siyah bir karakter olarak ele alınıyor. Beyazlardan oluşan ekibi ve beyazların hikayelerini anlatması sebebiyle çokça eleştirilen Pixar Stüdyoları nihayet ilk kez siyahilerden oluşan karakterlerin hikayelerini işliyor. Hayatın kişisel hırsların ötesine geçen bir anlamı olduğunun da altı çizilen animasyonda, nereden geldiğimizin, rengimizin veya deneyimimizin ne olduğunun bir önemi yok. Hikayelerimiz bunların hepsini aşıyor. Filmde küçük ruh Yirmi İki şöyle diyor: “Burada bir ruhu ezemezsin. O ancak dünyada olur.“

Hayatının amacını profesyonel olarak bir caz grubuyla sahneye çıkmaya bağlayan Joe Gardner sonunda hayalini gerçekleştiriyor. Joe, çok başarılı bir ilk konserden sonra grubun solisti caz şarkıcısıyla kulübün dışına çıkıyor ve şöyle soruyor: “Bundan sonra ne olacak?” Solist cevap veriyor: “Yarın yine sahneye çıkıp, aynısı yapacağız.”

Bireysel parıltısını ve amacını keşfedememek tatminsizlik veriyor. Amacını bulmak ve hırsla sadece bu amacın peşinden koşarken hayatı ıskalamaksa mutsuzluk. Amaca ulaşmak, anlamı olmayan bir hayatı tamamlamıyor. Joe Gardner gibi sonunda hayalinizi gerçekleştirseniz bile bir şey yine eksik kalıyor. Joe Gardner, güneş ışığının, ağaçtan düşen bir yaprağın, yürümenin yeryüzündeki bu sıradan güzelliklerin hayatın anlamı olduğunu küçük ruh Yirmi İki’den öğreniyor. “Hırsınıza bu kadar kapılıp çiçekleri koklamayı unutmayın.”

Bu, topyekun hayatı sevmek.

İnsanın yaşamak için anlamı olan bir amaca, bu amaca ulaşmak için geçeceği yoldaki güzellikleri görebilmek için de, bir Ruh’a ihtiyacı var.